TEBDER KURULUMUDUR
MANA YAZILARI
ALEVİLİK İNANCININ ÖZLERİ

İlk Dergâh



İLK ABDAL MUSA DERGAHI
KAFİ BABA VE YUVALI


Abdal Musa Sultan gerçek er ise
Ali’yi sevenler muhib yar ise
Hakk’ın maksuduna erem der ise
Urganı boynunda dar meydanıdır. (1)

Anadolu Aleviliğinin ser çeşmesi Hacı Bektaş Veli’nin amcası olan Haydar Ata’nın oğlu Hasan Gazi’nin oğlu Abdal Musa 14. yüzyılda Kırk abdalı ile birlikte Horasan Hoy şehrinden Anadolu’ya gelmiştir. Uludağ’da türbesi bulunan Geyikli Baba ile birlikte kerametleri olan Abdal Musa’nın, Kaygusuz Abdal, Kafi Baba gibi daha birçok ergin dervişleri var idi .(2).

Abdal Musa Sultan’ın Türbesi Antalya ili Elmalı ilçesinin 14 km. güneyinde bulunan Tekke köyündedir. Bu türbe 18. yy.da yapılmış 1874, 1910 ve 1968 yıllarında onarım gören türbe 9.40 x 9.40 metre boyutlarında kesme taştan yapılmıştır. Sekizgen kasnak üzerinde bir piramit çatı ile örtülüdür. Türbede Horasan erenlerinden Abdal Musa soyundan beş kişinin sandukası vardır.(3)

Elmalı Finike çevresi Abdal Musa’nın yaşadığı dönemde Alaiye Beyliğine bağlıdır. Gaybi adıyla da anılan Kaygusuz Abdal Alaiye beylerinden Hüsameddin Mahmud’un oğludur. Farklı künyelendirenler de vardır. Seceresi Karamanoğulları’na kadar inmektedir.4). Attığı okun ardından Abdal Musa’ya can yoldaşı olmuştur.

O Abdal Musa’dır ki Gaybi’yi mıknatıs gibi kendine çeker. Bektaşi yolağında “Elifi Tac” Abdal Musa’dan miras kalmış sayılır. Abdal Musa Tekkesinde üç yüzü aşkın dervişin ilimle uğraştığı, kırk aşçının mutfakta hizmet ettiğine dair çok sayıda kaynak vardır.(5).

Abdal Musa deyince akla daima Elmalı Tekke köyü gelir. Oysa Abdal Musa buraya gelmeden önce o zamanlar Alaiye Beyliğine bağlı olan Finike yakınlarındaki Limira Harabeleri yakınına dergah kurmuştur. Burada Kafi Baba Türbe ve Tekkesi diye bilinen mekan Evliya Çelebi’ye göre Abdal Musa Asitanesidir(6).

Bu mekan Kafi Baba türbesi olarak ziyaret edilmektedir. Günümüzde Finike Yuvalı köyünün Saklısu mahallesinde bulunan Kafi Baba Türbesinin bulunduğu mevkiinin eski adı Zengeder’dir.

Buradaki Kafi Baba Türbesi kitabesinde 1815 yılında onarım gördüğüne dair kayıt vardır. (7). Kafi Baba Tekkesinin Kitabesi’nde Abdal Musa “pir-i sani” lakabı ile anılmaktadır. Abdal Musa Velayetnamesini de hazırlıyan Prof. Dr. Abdurrahman Güzel Finike ve Tekke köyündeki tekkeler ile ilgili olarak şöyle bir yoruma ulaşmaktadır.

“Elmalı’da Abdal Musa Tekkesi XVI. Asırda kurulmuş olması ve an’anenin yavaş yavaş Finike’den buraya nakledilmiş olması, buna rağmen, Finike dergahında o an’anenin XVII. asır sonlarına kadar devam ettiğini Evliya Çelebi’nin kaydından anlıyoruz(8),”diyor.

Abdal Musa Velayetnamesinde geçen bir cümle de de Tekke’nin ilk önce Finike Yuvalı köyü yakınlarında, eski adı Zengerde olan Saklısu Mahallesinde olduğunu doğrular.
“…… Andan Abdal Musa Sultan yaylak dan sahil evine indi. Anda bir Tekke bünyad itdi. O Tekkeyi yaptıkları yirden bir kazan altun çıkardılar….” (9)

Bu cümle ile Finike yöresinde halk ağzında yaşayan söylence tıpa tıp birbirinin aynıdır. Yöre halkından Hasan Tanal “…. Avlan Gölünden,Avlan Belinden, Aykırca dan, Çatallar dan, Finike’nin yanında Keli Baba diye bir türbe var onun az ilerisinden Bedir Zaman’dan Zengerde ye geliyorlar. Orada sekiz dokuz asırlık bir çınar ağacının yanına Gaygusuz dervişleriyle birlikte konaklıyorlar. Çınarın yanından bir su çıkıyor…”(10)

Bu cümleden yola çıkılarak diğer tüm sözlü ve yazılı kaynakları birlikte değerlendirdiğimiz de ilk tekkenin Zengerde (Saklısu) da olduğunu çıkarıyoruz. İşte bu mekan bu gün Kafi Baba Türbesi diye biliniyor.

Abdal Musa günlerden bir gün etrafında bulunanlara nasip dağıtır. Daha sonra oturup eli ile ocağı karıştırır. Abdal Kafi(Kafi) Sultanım, elin yanmaz mı? der. Abdal Musa her bilge tarafından bilinen şu cümleyi söyler.
“Abdallarız, fetalarız, üryanlarız, büryanlarız!” deyince, yine Abdal Kafi “Acaba bu sultan hangi soya bağlıdır?” Abdal Musa sultan karşılığı verir.

“Kim ne bilür bizi nice soydanız
Ne bir zerre oddan na hod sudanız
Bizim hususumuz marifet söyler
Biz Horasan mülkündeki boydanız….”(11)

Hacı Bektaş’Tekkesinde abdallık mertebesindeki Ayakcı Postu Abdal Musa’nındır. Kimi kaynaklara göre Bursa’nın Fethine katılıp tahta kılıcı ile kale burçlarını ikiye bölen, kara sancaklı Abdal Musa imiş. Onun için olacak Akdeniz yakası Aydın Elleri’nin serdarı, Anadolu’nun Akdeniz’e açılan kapılarından birinde gözcü ve uç dergahın ulusu Abdal Musa’dır. O yalnız andığımız yörenin değil her habibin koçlarını kurban gönderdiği Abdal Musa’dır.

KAFİ BABA

Daha önceki satırlarda Abdal Musa Dergahı abdallarından Kafi Baba’nın adından kısaca söz ettik. Abdal Musa Sultan’a o ünlü kimlik bildiren nefesi söyleten Kafi Baba ile ilgili en toplu çalışmayı Şevki Koca yapmış. Şevki Koca Kafi Baba Bektaşi Dergahını döneminin önemli “Seyf-i Meşreb” Tekye’lerinden sayar.
Şevki Koca Baba’nın tespitlerine göre: Kafi baba aslen Alaiye(Alanya)lidir. H.870 M 1454 yılında Hakka yürümüştür. Kabri dergah hazeresine sırlanmıştır. Dergah Cumhuriyet döneminde hayli tahribat görmüş, kutsal emanetler yağma edilmiştir. Ahmet Sırrı Baba’nın yazdığı “Risalet-ül Ahmediye” adlı dosyada da Kafi Baba’nın gerçek adı “Muhammed Bin Nida-i Kasım” olarak kayıtlıdır.

Kafi Baba da Seyit Ali Sultan (Kızıldeli) gibi Hurifilikten etkilenmiştir. Nida-i Kasım’a yazdığı “Maarifname-i Nün” adlı eserden dolayı Kafi Baba dendiği rivayet edilmektedir.

Bu kitaptan kalan birkaç sayfa Şevki Koca Baba’da olup “Vücut Name-i Ademullah” adlı el yazma cönk içinde saklanmakta imiş.

Menakıbname ve söylencelerde Kafi Baba Abdal Musa’nın kırk dervişinden biridir. Abdal Musa kırk dervişini Kaygusuz’un emrine verip Mısır’a gönderir. O zaman Mısır sultanının verem olmuş bir kızı vardır. Sultan Kaygusuz Abdal’dan kızının sağlığına kavuşması için yardımcı olmasını ister. Kaygusuz Abdal, hasta kızla ilgilenmesi için Nida-i Kasım’ı görevlendirir. Nida-i Kasım yani Kafi Baba hasta kızı nefes ve nazar eyleyerek kısa zamanda sağlığına kavuşturur. Sevinç ve mutluluk içinde olan Mısır sultanı Kafi Baba yani Kasım Derviş’e bir dileğin var mı? diye sorar. Kasım Derviş (Kafi Baba) nefirini kuşağından çıkarıp, şu nefiri dolduracak kadar yağ verirseniz mutlu oluruz der. Mısır sultanı bu isteği küçümseyerek Mısır’ın bir yıllık yağını nefire boşaltırır, nefir dolmaz. Sultan şaşkınlıkla Kafi derviş, Kafi derviş diye seslenir. Kasım derviş nefiri kuşağına yerleştirir. Taa o günden bu güne kasım Derviş Kafi Baba diye alınır.

Kafi Baba dergahı ya da Abdal Musa Sultanın ilk tekkesini kurduğu yerde Cumhuriyet dönemine kadar postnişinler tekke hizmetlerini sürdürmüşlerdir. Seyyid İbrahim Baba tarafından Kafi Baba türbesine diktirilen kitabenin metni şöyledir.
“Hü Dost Pir-i sani Hazret-i Abdal Musa hadim-i Gülşan-i zar içre esrar-ı Hakayık mahremi Askeri’dir. Ol şahın devlet-ü eyyamında Kafi Baba dirler idi, iş bu erin namına “Kaf u Nun” la dile geldi, eyledi Hakkel yakın Seyyid İbrahim Dede ol Pişuva’yı müminiyn Saye-i Sal mescidinde olmuşum bağdaşnişyn Tariha’dır şeş cihana padşah-ı dide ban” H.1231(M.1815)

Kafi Baba Dergahı Evkaf kayıtlarında (maalesef) Finike Nakşibendi dergahı olarak kaydedilmiştir(13). Kalemine sağlık, hizmeti Hak için olsun Şevki Koca Baba bizleri Kafi Baba konusunda da karanlıkta bırakmamış.

FİNİKE YUVALI KÖYÜ

Günümüz Antalya’sının Finike İlçesinin bir köyünün adı Yuvalı. Yuvalı köyü Finike ilçesinin kuzeyinde Gülmez Dağı’nın eteğinde kurulu. Nüfusu iki bini aşkın. Yuvalı merkezinde Yağmurlu Dede ocağı talibi olan Abdal kümeleri oturuyorlar. Abdallar, Kazancılar ve Elekçiler adlı üç akraba topluluklar. Kafi Baba Türbesinin bulunduğu mahallenin adı ise Saklısu. Saklısu mahallesinde Saçıkaralı Yörükleri oturuyorlar. Saçıkaralı Yörükleri Hanifi inançlılar.Saçıkaralı Yörüklerini Haytaların bir obası sayan ve onları da Tencililerle birleştirip değerlendiren araştırmacılar da var.

Yuvalı Abdalları ile Saçıkaralı Yörükleri Kafi Baba’ya birlikte sahip çıkıyorlar. Benim başkanlığım döneminde başlattığımız Kafi Baba etkinliğine birlikte katkı sunuyorlar. Yuvalı yakınlarındaki Gülmen dağının başında bir yatır var. Bu yatırı yöre insanı “Eren Baba” diye anıyor. Eren Baba’nın asıl adı Nuri Eroğlu imiş. Halveti tarikatı pirlerinden Nebati Ümmi’nin talebesi olan Nuri Eroğlu, Elmalı’lı Sinan Ümmi’nin de hocası imiş. 1603 yılında ölmüş.

Saklısu mevkiinde(Zergende)de bulunan Kafi Baba Türbesinin hemen bitişiğinde Hasan Baba’nın bir mezarı var. Sit alanı içinde, altı metre kadar uzunlukta bir koca mezarda yatanı da Bedri Zaman Baba diye adlandırıyorlar. Bedri Zaman Baba’nın da tekkenişin olma olasılığı yüksek. Yuvalı köyünün Tocak Dağı tarafında çevre yolu altında Bektaş Ağa Bahçesinde bir ulu kavak var. Halk bu ağaca “Eren Kavağı” diyor, kutsuyor, ziyaret ediyor. Köyün doğusunda bulunan yakın zamana kadar kalıntıları olan değirmenden hiç iz kalmamış. Bu değirmene Yuvalılar “Abdal Musa Tekke Değirmeni” diyorlar.

Yuvalı köyü yakınlarında bir köy Hallac-ı Mansur’dan ya da Halaç topluluğundan ad almış olsa gerek. Günümüzde Hanifi inancında olan bu köyümüzün mezarlığında bulunan Ali Baba da ziyaret edilen yerlerden birisi.

Yuvalılar geçimlerini seracılık, çalgıcılık ve pazarlamacılık yaparak sağlıyorlar. Yuvalı sakinlerini kısaca da olsa tanımakta yarar var.

YAĞMUR OĞULLARI : Yuvalılardan bir kısmı Demirayak soyadını taşıyorlar. Bu soyadını taşıyan ailelere Karayağmurlu da deniyor. Kütahya – Gediz arasında bir yerleşim yeri de bu ocaktan ad almıştır. Yine Tokat Niksar arasında bir köyde Yağmuroğulları diye tanınan dedelerin ardılları yaşıyor.

Veli Saltık’ın tespitine göre Yağmuroğulları Ocağı Çorum Misler Ovacığındandır. Şah Şadıllı Ocağı dedeleri Yağmur Ocağı Şadıllı ocağına bağlı diyorlarmış. Dr.Mehmet Yardımcı ise Yağmur Dede Türbesinin Zile’nin kabalcık köyünde yatığını yazmaktadır(14). Yuvalı adı da Türkmen Yörükan Taifesinden bir grup adıdır. Yuvalı cemaatı Tabanlı diye bilinen Bozulus aşiretindendir. Yağmuroğullarından dede soylu Haydar Demirayak kendi arsasına Murtaza Dinçer Dede’nin de katkıları ile bir cem evi yaptırmış.çini cem adlı güzellik ile doldurmak yöre insanına düşüyor.Bu çalışmayı yaparken buluştuğum Yuvalı gençler büyük bir inanç boşluğu içinde olduklarını ve kendilerine konuşma yapmamı istediler. O cem evinde bu boşluk doldurulmaz ise asimilasyon kapıda demektir.

YAĞMURLAR Osmanlı kayıtlarında Türkmen Yörükan Taifesinden, Sındırgı, Kazası(Karasi Sancağı), Tahtapazarı Kazası (Paşa Sancağı), Tavşanlı Kazası(Kütahya Sancağı), Maraş, Karahisar-ı Şarki, Kütahya, Karasi ve Hüdavendigar Sancakları, Kula Kazası, Tarhala Kazası (Hudavedigar Sancağı) gibi yerlerde kayıtlı görünmektedirler.

Yağmurluca adlı cemaat ise Ordu ,Rakka, Karaman ve Sivas çevresinde Türkman Yörükan Taifesinden şeklinde kayıtlıdır. Yağmuroğulları ile Yağmurluca aynı yerleşim yerlerinde kayıtlıdırlar. Bir de Yağmuroğlu Ceceli diye bir cemaatın adı geçmektedir ki, bu da aynı topluluğun perakende uzantasıdır. (15). XI.Yüzyılın ilk çeyreğinde maveraünnehir çevresinde bulunan Selçuklu’lardan dört boyun başında Yağmur, Buka kızı ve Göktaş adlı beyler bulunmaktaydı(16). Yazır hanı Yağmur Hazerm ile Gürgen arasındaki bölgede hüküm sürüyordu(17). Çin yıllıklarına göre Dokuz Oğuz boyunun birisi Yağmurkar adını taşımaktadır.(18).

Yozgat ili Çayıralan ilçesine bağlı bir yerleşim yerinin adı Babayağmur’dur. Maraş Yörüklerine tabi olan Araban tayfasına bağlı bir cemaatin adı Kara Yağmur’dur. Bunlar on altıncı yüzyılda Behisni Kazasına bağlı Ceysun Nahiyesinde kışlamakta olup 13 hane 1 Mücerret nüfusları vardır. (19).

Bala, Keskin, Elmalı, Eskişehir Sarıkavak, gibi yerleşim yerlerinde yaşayan Abdal kümelerinin bazıları Yağmuroğulları dede ocağı talibidirler. (20). Antalya Merkez Zeytinköy de Karayağmurlu ocağına bağlı olduklarını söylemektedirler. (Ali Aksüt ‘ün Abdallarla ilgili alan çalışmasından). Çanakkale Merkez İlçe Elmacık köylülerinin de Yağmurlu ocağı talibi olma olasılığı vardır. Mersin Kuzucubelen köyünün Karaca İlyas Tepesinde Yağmur Dede ziyareti vardır. Rumeli’nde Yağmuroğlu Hasan Baba Zayivesi Tanrı Dağı kurbündedir.(21)

Yağmurlar Konar göçer yaşam tarzından dolayı küçük gruplar halince çok geniş bir alana dağılmışlardır. Elekçiler Burdur Isparta arasında bulunan Gölbaşı adlı yerleşim yerinden taşınma guruptur. Aksaray ve çevresi ve birçok yerleşim yeri çevresinde Adapazarı, Düzce arasında yarı yerleşik konumdadırlar. Kazancılar ise Çankırı, Kurşunlu çevresinde de bulunan bir Abdal topluluğudur.

Kazancılar Başbakanlık Arşiv kayıtlarında Kazancı, Kazancılı, Kazgancı, Kazgancılı, Kazgancıyan adları ile kayıtlıdırlar. Bu topluluk yörükan taifesinden yani konar göçer yaşam tarzında olup Adana, Sis, Maraş, Kırşehri, Karahisarı Şarki Sancakları, Gülnar ve Ermenek Kazaları, Samsun ve Bafra kazalarında görülmektedirler. Göçebe Kazganlı (Kazganlu) Türkmanı ise Marmaracık Kazası (Aydın Sancağı) kayıtlarındadırlar.(22). Yağmurlu ya da Karayağmurlular, Kazancılar, Elekçiler aynı iş ve yaşam tarzını benimsemiş çoğu akraba topluluklardır.

SAÇIKARALILAR :

Kafi Baba etkinliklerini ilk kez ben Antalya Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanlığını yürüttüğüm dönemde başlattık. Yönetim kurulu olarak bu etkinliğin Zamanla gelenekselleşmesini arzuluyorduk. Dediğimiz gibi de oldu.

Anadolu’nun bütün türbe ve yatırları bu toprağın her insanı tarafından saygı görür. Zamanla inançları ayrışmış kardeş toplulukları, birlikte mutlu görmek bizleri de mutlu eder, diye Kafi Baba’ya herkesi çağırdık. Saklısu’da yaşayan Saçıkaralı Yörükler bu çağrıya candan katılım sağladılar, içtenlikli bir destek verdiler. Bana kendinizi anlatın demiştim, anlatmışlardı.

Saklısu çevresinin eski adı Zengerde’dir. Zen altın ger ise cı ekidir. Altıncı gibi bir anlama gelir. Başbakanlık Arşivi Kayıtlarında Saçıkaralılar şu şekilde kayıtlıdır.
Konar-Göçer Türkman Yörükanı Taifesinden İshaklı Kazası (Akşehir sancağı), Kazan Kazası(Adana Sancağı), Hamideli, İçel, Teke, Alaiye, Adana, Sis, Aydın, Saruhan, Tarsus, Beğşehri ve Akşehir sancakları, Manavgat ve Düşembe Kazaları(Alaiye Sancağı), Anamur Kazası (İçel Sancağı), Kıbrıs Ceziresi, Uşak ve Denizli Kazaları(Kütahya Sancağı), İlisuluk ve Coruş karyeleri (İçel Sancağının Selinti Kazasında).

Saçıkaralı cemaati İçel Sancağında iskan edilmiş olup, eşkiyalık sebebiyle 1140 (M.1624) tarihinde Kıbrıs Ceziresine nakl ve iskan edilmişlerdir. Cemaat-ı mezbur, mukaddema Aydın Sancağının hali ve harab mahallerine iskan olunmuşdu”.(23)

Yörükler hakkında değişik görüşler öne sürülmüştür. Menzek, Yörük ve Türkmenlerin Moğol ardılı olduklarını öne sürmüştür. Lejean gibi birçok araştırmacı ise, Yörüklerin Türkmenlerin soyundan olduklarını yazmışlardır. Oruç Bey Yörükler için “bu Oğuz taifesi göçküncü Yörükler” diye anlatır(24).

Antalya – Teke yöresinde hemen hemen her Yörük obasından izler vardır. Antalya’ya yaşayan Saçıkaralı ile Hacı Aliler Teke Yörük oymaklarından aynı grubun üyesidirler(25)

Sonuç : Abdal Musa Sultan’ın Hoy’dan başlayan yolculuğu Akdeniz kıyılarına kadar uzanmıştır. Onunla ilgili anlatılanların büyük bir kesiti Antalya Finike Yuvalı Köyü Saklısu (Zengerde) Mevkii Kafi Baba Türbesi diye adlandırılan mekanda geçmiştir.

Unutturulmaya çalışılan, unutulmaya yüz tutmuş bir tarihi ve köklü değer yeniden yaşasın düşüncesi ile Kafi Baba etkinliklerini başlattık. Eğer, Abdal Musa ve Kafi Baba gerçeği ortaya çıksın, Yörüğün, Abdalın, Manavın kardeşliği sürsün isteniyorsa saydıklarımızın tümünün ortak değeri, eski tekke ve zaviye kalıntılarının korunmasına da özen gösterilsin.

Bu bir dilek Yapıcı devlet, yapıcı dernek yetkililerine, Anadolu’nun yıkmasını bilmeyen yapıcı insanına arz olunur. Kim bilir büyüklerimiz neler ihsan ederler bizlere…

Kaynaklar
Abdal Musa Sultan Velayetnamesi Hz.Adil Ali Atalay Cam Y. İst. 1990 - S.114
Age – S.108
Yurt Ansiklopedisi Anadolu Y.İst 1982 C.2 - S.866
Armağan,A.Munis, Ege’nin Gizli Tarihi Horasaniler Tüze Y. Ank. 2001 – S.179
Age. S.142,144
Abdal Musa Sultan Velayetnamesi, Hz.Abdurrahman Güzel TTK Ank.1999 – S.14
Age. S.35
Age. S.56
Age. S.141
Abdal Musa Sultan Velayetnamesi, Hz. Adil Ali Atalay Cem Y. İst. 1990 – S.101
Age. S.28
Age. S.34
Koca, Şevki Akdeniz’de Bir Erenler Ocağı Kafi Baba Bektaşi Dergahı, Cem Der. 2002 Sayı 122
Saltık, Veli İz Bırakan Erenler ve Alevi Ocakları Ank.2004 – S.239
Türkay,Cevdet Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğunda Oymak Oba ve Aşiretler Tercüman Y.İst.1979 – S.760
S.C.Agacanov Oğuzlar Selenge Y. İst. 2004 – S.284
Age. S.365
Divitçioğlu, Sencer Kök Türkler Ada.Y. İst. 1987 – S.181
Taşdemir, Mehmet XVI. Yüzyılda Adıyaman TTK Ank. 1999 – S.111
Yörükan, Y.Zira Anadolu’da Tahtacılar ve Aleviler Ank. 2002 – S.403
Türkler Ans. C.9 – S.145
Türkay Cevdet - S.501
Türkay Cevdet Age. – S.638
Hayati Beşirli – İbrahim Erkal Anadolu’da Yörükler Tarihi ve Sosyolojik İncelemeler Ank. 2007 – S.136, 139
Dulkadır, Hilmi İçel’de Son Yörükler Sarıkeçililer Mersin 1997 – S.56

KAYNAK KİŞİ

KK : Haydar Demirayak Antalya-Finike-Yuvalı 1954 (Yağmur Dede Oğlu)
KK : Yaşar Öncel Antalya-Finike-Yuvalı Köyü 1938 (Haydar Dede Oğlu)
KK : Kerim Aydınlı Antalya-Finike-Yuvalı-Saklısu Mah. 1951 (Saçıkaralı)
ALİ AKSÜT





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:
TEBDER KURULUMUDUR