TEBDER KURULUMUDUR
MANA YAZILARI
ALEVİLİK İNANCININ ÖZLERİ

Çepni Boyu

Çepniler

 

Bu çalışma, Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi’nin iki yıldır yaptığı Doğu Karadeniz Çepnileri Araştırması’nın son bölümü olan Doğu Karadeniz alan araştırmasının verileridir. Bu yazıda Ağustos ayı içerisinde  Karadeniz bölgesinde yapılan alan araştırmasının sonuçları, Güvenç Abdal Ocağı ve Çepniler ekseninde Çepni boyunun kültürel yapısı ve bağlantıları ele alınmıştır. Ek olarak, Çepnilerin yayılım güzergâhıyla ilgili bilgiler de yazı içerisinde yer almaktadır.

 

Doğu Karadeniz yöresinde sahilden on kilometre iç kısımların tamamını kontrol eden Sinop’a kadar yayılan çevreye egemen olan Çepni boyunun kültürel yapısı ve birbiri ile bağlantıları  sebebiyle onları Doğu Karadeniz Çepnileri olarak değerlendirmek, tanımlamak ve yorumlamak da daha doğru bir yaklaşımdır. Çünkü Balıkesir yöresinde bulunan ve kökenleri Musul ve Halep yöresine kadar  inen Kantemürlü Çepnileri ile aralarında kültürel bakımdan bazı tanımlayıcı farklılıklar bulunmaktadır.
Aslında her iki kol da  Anadolu’ya Horasan üzerinden  Erzincan’a kadar gelmişler ve daha sonra Çepniler burada iki kola ayrılarak bir kolu İç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu’dan Halep’e kadar yayılmışlar, zaman içinde batı Anadolu’ya kadar gelişen bir yayılma süreci göstermişlerdir. Bugün Uşak ve Batı Anadolu’da kendilerini Çepni olarak tanımlayan ve Çepni Bektaş olarak adlandıran kollarla Çanakkale’ye kadar uzanan çizgideki Çepniler aynı  kültürel benzerlikleri gösterdikleri gibi Sivas yöresi Çepnileri de bu kollarla bağlantılıdır.
Bizim bu çalışmada elde ettiğimiz bulgular daha önce bu konu üzerinde yapılan çalışmaları daha sistematik ve aralarındaki bağlantıları sağlıklı kuracak bir biçimde yapılmıştır. Doğu Karadeniz Çepnileri üzerine yaptığımız çalışmada Horasan’dan Erzincan’a kadar  gelişle ilgili olarak  Düzce yöresi, Trabzon yöresinde birbirinden farklı kesimlerde ortak bir bilgi birikimi bulunmaktadır. Bu bilgi birikimi ile Doğu Karadeniz Çepnilerinin başlangıçta tamamının Güvenç Abdal Ocağı mensubu olmaları da bu bilgileri doğrulayıcı özellik taşımaktadır. Erzincan yöresine gelişle ilgili sözlü kültürde var olan bilgilerin yörenin tarihsel ve coğrafi yapısı ile de doğrudan ve tartışmasız bir bağlantısı bulunmaktadır. Bunu bizim çalışmamızdan önce yapılan çalışmalar da  doğrulamaktadır.  Selçuklular döneminde  Çepnilerin bir kolunun Doğu Karadeniz’de yaylaların düzenli kullanımı, Karadeniz üzerinden Doğu, İç Anadolu ve İran’a giden ticaret yollarının güvenliği ve  kervanların güvenliğinden sorumlu oldukları, bunun 1526 yılında Güvenç Abdal Ocağı’nın yürütücüsü aileye verildiği anlaşılmaktadır. Yine aynı belgenin kenarına düşülen bir kayıtta Fatih Sultan Mehmet tarafından da ocağın tanındığı ve yetkilerle donatıldığı anlaşılmaktadır.
Tam olarak belgelendiremememize rağmen Çepnilerin bölgede daha önce var olan Akkoyunluların Erdebil Dergahına bağlı olmaları sebebiyle  Şah  Cüneyt’le de sıkı ilişki içinde oldukları kuşkusuzdur. Eğer bu bilgilerin doğruluğunu kabul edersek Doğu Karadeniz Çepnilerinin Trabzon Rum İmparatorluğu ile de kültürel ilişki içinde oldukları, bu bölgede din olarak Ortodoks, fakat ana dili Türkçe olan topluluklarla da bağlantılı olduğu düşünülebilir. Doğal olarak bu çalışmalar Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli araştırma Merkezinin yürüttüğü Urumlar Projesinin sonuçlarıyla da ortaya çıkacaktır.
Ukrayna’da bulunan Urumlar, sayıları 80 bin civarında bulunan, ana dilleri Türkçe olan, fakat inanç olarak Ortadoks inancına bağlı bir topluluktur. Aralarında tamamen Anadolu Türk kültürüne ait  varlıkları barındırmaktadır. Âşık Garip, Kerem ile Aslı, Köroğlu gibi  destanların canlı bir biçimde hâlen varlığını sürdürdüğü bu topluluğun dili de Anadolu ağzı özelliklerini göstermektedir. Anadolu’dan gittiklerine  dair iddialarımız henüz bilimsel olarak kanıtlanamamıştır. Çünkü verilen bilgiler sağlıklı değildir. Ancak aynı özelliklere sahip Gürcistan Urumları üzerinde yapılacak çalışma ile bu bağlantının ortaya çıkması halinde 1924 yılında  mübadele ile birlikte Yunanistan’a giden Trabzon Ortodokslarının önemli bir kısmının Hristiyan Türkler olması olasılığı da Çepnilerle ilgili yaptığımız çalışmaların bir ilgi noktası olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu çalışma, Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi’nin iki yıldır yaptığı Doğu Karadeniz Çepnileri Araştırmasının son bölümü olan Doğu Karadeniz alan araştırmasının verileridir.
Çepni, Türkiye Türklerinin ataları olan Oğuzlar’ın 24 boyundan birinin adıdır. Çepnilerden söz eden en eski kaynak, Kaşgarlı Mahmut’un yazdığı Divan-ü Lugati’t Türk’tür. Çepni boyu, Kaşgarlı Mahmut’un 22 bölüğe ayırdığı Oğuzlardan yirmi birincisidir. Bu boy, Anadolu’nun Türkleşmesinde büyük rol oynamıştır. Çepniler, Giresun’dan Batum’a kadar uzanan Doğu Karadeniz bölgesinde de Türklüğü hâkim kılan bir boydur. 1 1515 tarihli Trabzon Sancağı defterinde2 Trabzon Sancağı’na bağlı olarak gösterilen bir nahiye olan ve Karadeniz’in Türkleşmesinde içinde yaşayan halkın büyük rolü olan Kürtün de Çepnilerin yoğun olarak yaşadığı bir bölgedir ve bu bölge, Osmanlı tahrir defterlerinde Çepni eli, Çepni ili, Çepni Vilayeti isimleri ile geçmektedir.
 Vilayetname-i Hacı Bektaş Veli’de yer alan bilgiye göre Sarı Saltuk, Güvenç Abdal’ın musahibidir. Sarı Saltuk, Tunceli Hozat’tan Kürtün’e gelir, Güvenç Abdal’a uğrar ve buradan da Sinop’a geçer.

Bu bilgilerden yola çıkılarak Karadeniz’de yapılan Güvenç Abdal Ocağı ve Çepniler eksenindeki alan araştırması, bir kaynak olarak gösterilen Gümüşhane’nin Kürtün ilçesinin Taşlıca köyünden başlamıştır. Alan araştırmasının ilk durağı olan Taşlıca köyünde derlenen bilgi ve belgeler yazı içerisinde sunulmuştur. Ayrıca bu yazıda Kürtün’de yaşayan Çepnilerin yaşayış tarzları, geleneklerine ve göreneklerine değinilmiştir.
Gümüşhane’nin Taşlıca ilçesine bağlı olan Kürtün Köyü’nde Hüseyin Güvendi’nin annesi, İlyas Efendi’nin eşi olan Emine Nine’den (Telli lakaplı) öğrendiklerimiz doğrultusunda,  köyde Hıdırbaba, Pınareli ve Kızılali adlarında üç adet önemli ziyaret yeri olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca Kürtün’de Güvenç Abdal’ın asasını vurarak çıkardığına inanılan bir su kaynağı bulunmakta. Rivayete göre Güvenç Abdal, eşi Topal Emine’nin su getirmek için aşağıya kadar inip tekrar tepeye çıktığını görünce asasını vurarak bu ağaçlık bölgede şifalı olduğuna inanılan bu suyu çıkarıyor. Bu suyun yanında eskiden kürün adı verilen, çamdan yapılmış ve içi oyulmuş bir su yatağı bulunduğu söyleniyor.
Özellikle çok yakın zamanlara kadar koyun beslediklerini belirlediğimiz  Doğu Karadeniz Çepnileri için suyun ne kadar önemli olduğu ve yayla kültürünün de bu koyun besiciliğine bağlı olduğu açıktır. Burada suyun bulunması ile ilgili söylence kadar suyun akıtıldığı çamdan oyulan su birikme yerine verilen ad da çok önemlidir. Kürün ile yerleşim yerinin adı olan Kürtün hiç kuşkusuz ki  birbirinin kök olarak aynısıdır. Dolayısıyla bölgeye verilen adla kullanılan kap ve eşyalar arasında doğrudan bir ilgi olduğu görülebilir.


Yaptığımız araştırmalar sırasında yörede gördüğümüz yapılaşma iki tür olarak düşünülmelidir. Bunlardan birincisi, hâlen Doğu Karadeniz Bölgesinin tipik bina mimarisi olan serenderlerdir. İkincisi ise bütün Karadeniz yöresinde ve Anadolu’nun bazı ormanlık alanlarında kullanılan, tahta  bölmelerle ayrılarak araları  çamur ve taş parçaları ile doldurulan geleneksel Türk mimarisi örnekleridir. Çamurun tercih edilmesinin nedeni, yangına karşı direnci sağlamaktır. Taşların arasındaki atkılar ise meşe ağacından yapılır, bu da rutubetin yukarı çıkmasını engeller.
Karadeniz bölgesinde  yaygın olarak kullanılan serender tipindeki yapılar, Kürtün’de de bol miktarda yer almaktadır. Eskiden mısır kurutmak amacıyla kullanılan bu yapıların, günümüzde mısır ekiminin azalmasıyla artık asıl amacına fazla hizmet etmediğini görüyoruz.

Kürtün’de bulunan koyun ahırlarına köm adı veriliyor. Bilindiği gibi Çepni köylerinde çok sayıda koyun yetiştirilir. Fakat Taşlıca’da koyun besleme, belki de müşkülatı yüzünden git gide azalıyor. Emine Nine, kayınvalidesinin 10-15 koyunu olduğunu, kendi babasının ise toplam 60 koyun ve keçisi ve 18 sığırı olduğunu, fakat artık kendilerinin koyun beslemediğini söylüyor.
 İç Anadolu’da sık sık karşımıza çıkan el dokuması kolanları burada da kömlerin kapısı da dahil olmak üzere birçok yerde görebiliyoruz. Emine Nine (Telli) bu el dokuması ipleri kendisi yapıyor. Bizim gördüğümüz kolanların iki boyu var. Boyut olarak diğerinden daha geniş olanına kolan adı veriliyor. İnce olanlara ise sadece ip deniliyor. Emine Nine’nin kolanları yaparken kullandığı çeşitli aletler var. Bunlardan bir tanesi, dokuma amaçlı kullanılıyor. Astar, bu aletle sıkıştırılıyor. Astarın üzerine ince olarak atılan kata arkaç deniliyor. Aralarına koyup sıkıştırmayı sağlayan ve kilim dokumada kullanılan aletin ismi ise kılıç. Kolanın üzerindeki uzun çizgiler ise eriç ismini alıyor. Yörede kirman yerine erçek denilen alet kullanılıyor.   

             
Hüseyin Güvendi’nin evinde bulunan ibrikler bakır üzerine pirinçten yapılmış, bu da ibriğin değerini yükseltiyor. Ayrıca, ibriklerin üzerindeki yılan motifleri de dikkat çekiyor. Hüseyin Güvendi’nin tasarrufunda yer alan bir diğer önemli malzeme ise, Güvenç Abdal’a ait olduğuna inanılan zırh ve kılıçtır. Zırhın yaka kısmı, omuz ve kol kısmı sağlam olarak kalmasına rağmen diğer kısımları kutsal olduğuna inanılarak götürülmüş. Kılıcın sapı ise sonradan eklenmiş bir ahşap eklentiden oluşuyor. Paslanmanın derinliğinden kılıcın ne kadar eski olduğu anlaşılabiliyor. Paslanmayla doğru orantılı olarak kılıcın ucundan başlayarak kınına doğru devam eden yazılarda yer yer silinmeler meydana gelmiş.

 
Kürtün’de geyikler için erenlerin malı tâbiri kullanılıyor. Eski zamanlarda geyik boynuzları evlere asılsa da bu gelenek artık köyde yaşamıyor. Bilindiği gibi Anadolu’nun bir çok yöresinde geyiklerin kutsal olduğuna inanılmaktadır. Geyiklerin erenlerle birlikte gezdikleri ve sabah çok erken onlara göründükleri hatta sütlerini sağdırdıklarına inanılmaktadır. Giresun Şeyh İdris yatırının bulunduğu çevrede  geyiklerin  yakında bulunan tekkenin  ağaçlarını getirerek yapılacağı yere bıraktıklarına dair bir inanış da bulunmaktadır. Bu inanışın Doğu Karadeniz Çepnileri arasında sadece çok az kısmının kalmış olması dikkat çekicidir. Ancak Çepnilerin 19. yüzyılın ortalarında yaptıkları göçle birlikte bu inanışın Şal Pazarında da yaşadığını görüyoruz. Nitekim sancaklarının Şal Pazarında bulunması ve burada toprağa gömülmesi de  geyikle ilgili inanışın canlı olarak varlığını gösterir.
Bu yazıda 1526 yılına kadar şecerelerini bulduğumuz Güvenç Abdal Ocağının merkezi olan Kürtün’e bağlı Taşlıca köyünün kültürel özellikleri üzerinde durduk. Yaptığımız derinlemesine araştırmalar, özellikle kültürleri daha özenle koruduklarına inandığımız kadınlar arasında yaptığımız araştırmada gördüklerimiz, Doğu Karadeniz yöresinde de hızlı bir kültürel erozyon olduğunu göstermektedir. Kültürel değişim  ise bazı güzelliklerin hızla ortadan kalkmasına sebep olmaktadır.


Devamını oku: http://cepniogulari.webnode.com.tr/%C3%A7epniler/
Ücretsiz olarak kendi web sitesinizi oluşturun: http://www.webnode.com


Çepni boyu
, Oğuz Kağan Destanı'na göre Oğuzların 24 boyundan biri ve Kaşgarlı Mahmud'a göre yirmi iki Oğuz bölüğünden Divân-ı Lügati't-Türk'de; "Yirmibirincisi: "جآپنِ Çepni"lerdir. Belgeleri şudur : Cepni.jpg[1] şeklinde tanımladığı bir Oğuz boyudur. Boyun genel özelliği asi, atılgan, cesur, mert ve savaşçı olmalarıdır. Çepni kelimesi düşmanla savaşan, mert, yiğit, asi, cesur anlamında kullanılmıştır.

Günümüzde Rumeli ve Anadolu'da yaşayan Oğuz/Türkmen boylarından biridir. Karadeniz bölgesindekiler çoğunlukla Sünni olmakla birlikte, Alevi olan gruplara da rastlanır. Prof. Dr. Irene Melikoff, Hacı Bektaşi Veli hazretlerinin ve onun İlk müritlerinden olan Kadıncık Ana ve Abdal Musa'nın da Çepni Olduğunu yazar (Bak. Kırklar'ın Cem'inde isimli eseri).

Ayrıca Prof. Dr. Faruk Sümer Oğuzlar/Türkmenler isimli eserinde Çepnilerin, Hacı Bektaşi Veli'nin müritlerinden olduklarını ve Anadolu'nun değişik yerlerinde yaşadıklarını, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Trabzon, Bayburt olmak üzere Karadeniz Bölgesi'nde yoğun olarak yaşayan Çepnilerin ise çoğunlukla Sünni olduğunu, ancak zamanında Alevi olan grupların da Sünnileştiğini yazar.

Anadolu'ya gelmeden önce Türkistan ve Horasan'da öbür boylarla birlikte yaşayan Çepniler, Selçuklular'a katılıp Anadolu'ya geldiler. Başta Karadeniz olmak üzere Anadolu'nun Türkleşmesinde önemli rol oynadılar. 1515 yılındaki tahrir defterlerine göre Şimdiki Giresun ve civarındaki iller Vilayeti Çepni isimli bir idari bölge olarak gösterilmiştir (Bak.Prof.Faruk Sümer'in Oğuzlar/Türkmenler isimli eseri).

Vilayet-nameye göre Kırşehirin Suluca Kara-Hüyük köyüne gelen Hacı Bektaş-ı Veli'nin ilk müridleri Çepni'den idiler. Bu husus aynı zamanda bu boyun mensuplarından mühim bir kısmının niçin Alevi olduğunu izah edebilir. Çepni'lerin mühim bir kısmı 1240'daki Baba İshak Türkmenleri'nin isyanına katılmıştır (Bak. Abdülbaki Gölpınarlı).

Tarihte Çepni Boyu

Oğuz, Türkmen Çepni boyu, Üçoklar kolundan (sol kolundan) Oğuz Kağan'ın oğlu Gök Han'ın soyundan geldikleri kabul edilir. Çepniler, Doğu Karadeniz'in Türkleşmesinde önemli bir rol oynamışlardır. Çepniler; 1071'de Anadolu'nun, 1277 yılından itibaren de Sinop'tan Trabzon'a kadar olan Karadeniz Bölgesi'nin fethedilmesinde başta Güvenç Abdal hazretleri olmak üzere çok aktif görevler üstlendiler. 1277 yılında Sinop'a saldıran Rum Pontus İmparatorluğu'nun ordusunu bozguna uğrattılar. Güvenç Abdal hazretlerinin makamı Gümüşhane,Kürtün, Güvendi yaylasında bulunur. Çepnilerin mühim bir kısmın 1277 yılında Sinop Yöresinde yaşadığı görülüyor. 1404 yılında Timur a giden İspanyol elçisi Clavijo Ordu ve Giresun'un 10.000 kişilik bir Çepni kuvvetine Sahip Hacı Emir beyin oğlu Hacı Süleyman beyin elinde olduğunu yazar.

Çepni boyunun özelliği "nerde yağu görse orda savaşır" olarak anlatılmaktadır. Onların haksızlıklara karşı gelen ve savaşçı karakterleri, önemlerini günümüze yansıtacak kalıcı sanatsal ürünler meydana getirmelerini engellemiştir. Çepnilere ait kabileler, değişik tarihlerde farklı cephelerde savaşmışlar ve ordu ile gittikleri bölgelere yerleşmişler. Savaşlarda nüfusları azalmıştır.

Türkmen Safevi İmparatoru Şah İsmail'in şahsi muhafızlarının Çepnilerden olduğu gibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün de özel muhafızlarının Giresunlu Topal Osman ve diğer Çepniler'den olması ilginç bir rastlantı olup, bu durum bu boyun daima cesur, mert ve güvenilir olduğunun en çarpıcı örneğidir.

Rumeli ve Balkanlar'da Çepniler

Osmanlı devleti kurulmadan önce Sarı Saltuk ve İzzeddin Keykavusla birlikte Deliorman ve Dobruca bölgelerine geçen Türkmenler Çepni boyundandır. Deliorman ve Dobrucadaki bu Çepniler hem yerel Kıpçak ve Peçenek halklarıyla hem de daha sonra gelen diğer Türkmen boylarıyla karışmışlar ve Çepnililik bilincini yitirmişlerdir. Ancak Çepni inancı olan Bektaşiliği devam ettirmektedirler. Birçoğu'da Batı Anadolu'ya geri göçerek bugünkü Batı Anadolu Çepnilerini oluşturmuştur. Dobruca'da bulunan Türkler kendilerinin Türkmen olduklarını ve inanç önderlerinin Sarı Saltuk olduğunu söyleyerek bu gün bile Camilerde ve Tekkelerde onun adına dualar ederler.

Romanya ve Moldova'daki İzzeddin Keykavus taraftarı bir grup Çepni ise Hristiyanlığa geçmiştir. Keykavustan dolayı bu Çepnilere Gagavuz dendiği ileri sürülür. İlginç olanı Gagavuz Türklerinin Trabzon ağzıyla konuştuğu tespit edilmiştir. Örneğin geçen sene yerine Ordu-Giresun-Trabzon ağzında kullanılan Bıldır kelimesi kullanılır. Daha bunun gibi birçok örnek kelime bulunmaktadır.

Kurtuluş Savaşı

Rum ve Ermeni Çetecilere karşı savaşıp doğu Karadeniz'de asayişi sağlamışlardır. Atatürk 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktığında Giresun Çepnilerinden olan Topal Osman Ağa ve arkadaşlarını milli mücadeleye davet etmiş ve Kazım Karabekir'in de tavsiyesiyle de kendisine Giresun,Trabzon Çepnilerinden oluşan bir muhafız kıtası seçmiştir. Topal Osman ve Giresun Çepnileri bu şerefli görevi başarıyla yerine getirmiş ve Cumhuriyetin ilanına kadar Atatürk'ün en yakın silahlı unsurları olmuşlardır.

Sivas kongresinden sonra Atatürk'e karşı Padişah yanlısı muhalefet artınca Kazım Karabekir Topal Osman ve arkadaşlarından oluşan Muhafız kıtasının sayısının artırılmasını ve Atatürk'e karşı olan muhalefetin kuvvetle bastırılmasını emretmiştir. Şöhreti belli Çepni muhafızları gören muhalefet sinmek zorunda kalmıştır. Giresun,Trabzon Çepnilerden oluşan Mustafa Kemal Atatürk'ün muhafız kıtası bugünkü TBMM deki muhafız bölüğünün ve Cumhurbaşkanlığı muhafız alayının temelini oluşturur. Kurtuluş savaşı esnasında TBMM deki localarında oturan Giresunlu Muhafızların yerinde bugün askeri erkan oturur.

Günümüz

Giresun ili ve yöresi Vilayet-i Çepni olarak tarihte anılmaktadır. Trabzon, Kürtün, Ordu, Mesudiye, Gürgentepe, Koyulhisar, Suşehri, Akıncılar, Canik, Giresun, Beşikdüzü, Çorum ili Kargı ilçesi Göletçetmi,Kargı köyü, Şalpazarı'nda yoğun olarak Çepni boyları yaşamaktadır. Bugün bile Rize ve Trabzon'da Çebi, Çep soyadı ile anılan kalabalık sülaleler vardır ve bunlar Çepni Oğuzlarından olduğu ileri sürülmektedir. Öte yandan; Trabzon, Gümüşhane, Giresun, Dereli, Espiye, başta olmak üzere birçok yüksek köyde Çepniler yaşamaya ve geleneklerini sürdürmeye devam etmektedir. Batı Karadeniz'de Kastamonu'nun Tosya ve çatalzeytin ilçesinde "Çepni" adında bu boydan gelen insanların yaşadığı köyde bulunmaktadır.Karadeniz Çepnileri makamı, Gümüşhane Kürtün,Güvendi yaylasında bulunan Güvenç Abdal Ocağına bağlıdırlar.Ayrıca Şanlı Urfa'da Yaslıca beldesi adında tamamen Çepni Türkmenlerinden oluşan bir belde vardır.

Çepniler ayrıca; Ege bölgesinde Çanakkale, Manisa, İzmir; Marmara'da Balıkesir'de yaşarlar. Ayrıca Sivas, Gaziantep'te de Çepni köyleri vardır. Çanakkale, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Gaziantep bölgelerinde de yaşamaya devam etmektedirler. Çanakkale Küçükkuyu'da bulunan Büyük Çetmi ve Küçük Çetmi köylerinin ve civar köylerin halkının önemli bir bölümü Çepni kökenlidir. Bolu Merkez ve Mudurnu ilçesinde de birer tane Çepni köyü bulunmaktadır. Bursa'nın Mudanya ilçesinde de bir Çepni köyü bulunmaktadır.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:
TEBDER KURULUMUDUR