TEBDER KURULUMUDUR
MANA YAZILARI
ALEVİLİK İNANCININ ÖZLERİ

Avşarlar

ALEVİ AVŞARLAR - 2


Bir önceki sayıda Malatya'daki Alevi Avşarların tarihini ele almıştık. Bu sayıda Sivas ve Kayseri'deki Alevi Avşarları tanıtmaya ve onların tarihini ele almaya çalışacağız.

2-Sivas
Yeni-İl'i ve Uzun Yayla'nın bir bölümünü kapsaması nedeniyle Sivas toprağı genelde Türkmenler, özelde Avşarlar açısından son derece önemlidir. Bu önemine karşın, Sivas'taki Avşarların yeterince araştırıldığı söylenemez. Günümüzde Sivas'ta Avşar adını taşıyan köyler Divriği ilçesine bağlı Avşarcık ve Avşar ile Kangal ilçesine bağlı Avşarören'dir. Ancak, bu köylerde Avşar varlığı yok denecek kadar azdır. Avşarcık köyünde Canbekli boyi, Avşar köyünde de Kars'tan gelen topluluklar vardır ve Avşar değildir.

Adı Avşar olmamasına karşın Kangal'ın Kavak köyünde Avşar boyunun bir kolu vardır. Avşarlar buraya Divriği'nin Mursal köyünden gelmiştir. Mursal köyü on altıncı yüzyıl kayıtlarında yer almamaktadır. Bu yüzyıldan sonra kurulan Mursal köyünün halkı güneyden, özellikle Malatya yöresinden gelmiştir. Bilindiği gibi Mursal, on dokuzuncu yüzyılda Amik ovasına iskân edilen Reyhanlı oymağının boybeyi ailesinin adıdır. Mursal köyü Yeni-İl toprağındadır. Reyhanlı, Yeni-İl Türkmenleri arasındaki oymaklardan biridir. 1548 tarihli tahrir kaydına göre Reyhanlı oymağı Cerid oymağındandır ve Yeni-İl'deki Sırma Gedüğü ve Küçük Dokuzcuk yurtlarında yaylamaktadır (İlhan Şahin, Yeni-İl Kazası ve Yeni-İl Türkmenleri, s.224–225). Bu yurtların yerini tam olarak tespit edememekle birlikte Kangal'ın Mancılık yöresinde olduğunu tahmin ediyoruz. Konumuz açısından bakıldığında Reyhanlı'nın Avşar boyuyla bir ilgisini net olarak belirleme olanağı yoktur. Ancak, bildiğimiz bir şey var ki, o da Reyhanlı'nın kışlağı olan Amik ovasının öteden beri Gündüzlü Avşarının da kışlağı olmasıdır. Buna karşın, Reyhanlı'nın Bayat boyundan olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Avşarcık köyü 1548 yılında Divriği'nin Dumluca nahiyesinde kayıtlıydı ve 4 caba ile 13 bennak nüfusa sahipti. 1583 tarihinde ise 30 müzevvec ve 2 mücerred nüfusa sahipti. 1630 yılında 9 bennak 12 mücerred, 1652 yılında 12 müzevvec, 13 çift nüfusu olan Avşarcık köyünün vergileri Kanuni'nin damadı Rüstem Paşa'nın malikâne payıydı (İlhan Şahin, aynı tez, s.47–48). Günümüzde Divriği ilçesine bağlı olan Avşar köyü on altıncı yüzyılda Kemah livasının Kuruçay nahiyesine bağlıydı (387 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Karaman ve Rum Defteri, cilt: II, s.160). Yerleşik olan bu Avşarların dışında Yeni-İl Türkmenleri arasında birçok Avşar obası vardı ki bunların bir bölümüne aşağıda değineceğiz.

Günümüzde Avşarların yaşadığı Kangal ilçesine bağlı Kavak köyü 1548 yılında Kavak Şemseddin adıyla kayıtlıdır ve Divriği'nin Dumluca nahiyesindedir. Kavak köyü 1583 yılında 26 müzevvec, 1631 yılında 2 müzevvec ve 3 bennak, 1652 yılında 3 bennak 5 çift nüfusa sahipti (İlhan Şahin, aynı tez, s.66–67).

Kavak köyündeki Avşarlar Garip Musa ocağının talibidir. Garip Musa ocağının merkezi, Divriği’nin Alan Yazısı ya da Güneş denen yerdedir. Ocağın talipleri Maraş-Altı Türkmeni olarak bilinmektedir. Bu durumda, Kavak köyündeki Avşarların, Mursal köyünden önceki yurdunun Maraş-Altı olduğunu söylemek gerekir. Maraş-Altı ile kastedilen yer, Maraş ile Antep arasında kalan coğrafyadır. Maraş-Altı Türkmenlerinin bir bölümü Ardahan iline bağlı köylerdedir ve bu köylerin halkı Alevîdir.

Sivas'taki Avşarların yaşadığı bir başka köy Şarkışla'daki İlyashacılı'dır. İlyashacılı aslında Eymür boyunun İlyas obasınca kurulmuş bir köydür. Türkmen obalarının birçoğu Hacı ya da Hacılı olarak anılmaktadır ki bunun nedenini henüz belirleyebilmiş değiliz. İlyashacılı köyündeki Avşarların nereden geldiğine ışık tutacak bir söylentiden yoksunuz. Köydeki Avşarlar, Sarı İsmail ocağının talibidir. Kayseri'nin Sarıoğlan ilçesine bağlı Yedi Bucak Avşarı'nın da bu ocağın talibi olması İlyashacılı köyündeki Avşarların Yedi Bucak Avşarından olduğunun belirtisidir. Köyde Tunceli kökenli Sarı Saltuk ocağının da talipleri vardır.

Sivas'taki Avşar varlığı kuşkusuz bunlardan ibaret değildir. Araştırma yapıldıkça birçok köyde daha Avşar varlığının belirleneceği kesindir.

3-Kayseri
Kayseri'nin Sarıoğlan ilçesine bağlı Burunören, Kaleköy, Karpınar, İğdeli, Yerlikuyu ve Yerliburun köylerindeki halkı öteden beri Yedi Bucak Avşarı olarak bilinmektedir. Yöre halkı atalarının Halep ve Antep'ten geldiğini bilmektedir. 2005 ve 2006 yıllarında bu köylerde yaptığım alan araştırmasında belirlediğim sülaleler ve bu sülalelerin tarihi şöyledir:

Mahmud-oğlu: Halep'ten Karpınar köyüne ilk gelen sülalelerden olduğu söylenmektedir. Mahmudoğlu obası, 1631 yılındaki tahrire göre, Mısırlı obasıyla birlikte Ali Kethüda'nın yönetimindeydi ve Yeni-İl'deki İmanlu Avşarı içindeydi. Oba, 1641 yılında Bozok'taki Karapınar ve Bekmez-Götürdü yurdunda yaylamaya başlamıştı. Obanın tahrir nüfusu, 1631 yılında 42 idi (İlhan Şahin, aynı yapıt, s.199–200. Bekmez yurdu, Gemerek ile Yedi Bucak Avşarının günümüzdeki yurdu arasındadır). İmanlu Avşarı, 1548 yılında Yeni-İl'deki Kızıl Çukur yurdunda yaylıyordu. Dolaysıyla, Mahmudoğlu da bu yurttaydı. Adı geçen Karapınar köyü, incelediğimiz köylerden biri olan Karpınar olmalıdır. Buna göre Mahmudoğlu obasının Karpınar köyünü 1641 yılında yurt tuttuğu anlaşılmaktadır. 1647 yılında da Karapınar'da yaylayan Mahmudoğlu obası, 1703 yılında Rakka'ya sürülen Receblü Avşarı arasındaydı. Birkaç yıl Rakka'da kalan bu Avşarlar, Zamantı yöresine kaçmıştı (Yusuf Halaçoğlu, XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğuun İskan Siyaseti ve boylerin Yerleştirilmesi, s.54-55). Bu yılda Mahmudoğlu obası, 11 bennak + 9 mücerred = 20 tahrir nüfusuna sahipti. Mahmudoğlu'nun ilk yurdunun Kaleköy olduğu da söylenmektedir.

Emirler: Burunören köyünde yaşayan bir sülaledir. Emir obası, 1631 yılında Yeni-İl Türkmenlerinin İmanlu Avşarı kolunda olup 35 vergi nüfusuna ve 16.050 adet koyuna sahipti. Obanın yöneticisi Emir Ali idi. Oba, 1641 yılında Bozok nahiyesindeki Karapınar ve Bekmez Götürdü yurtlarında yaylamaya başlamıştı. Buradaki Emir, Ali'nin obasının adıdır (İlhan Şahin, aynı tez, s.199). Adı geçen Karapınar yurdu, incelediğimiz köylerden Karpınar olmalıdır. İmanlu Avşarı, 1548 yılında Yeni-İl'deki Kızıl Çukur yurdunda yayladığından Emir obasının da burada yayladığı anlaşılmaktadır. Kayseri'nin Tomarza ilçesindeki Avşar köylerinden Emir-uşağı'nın bu Emirlerin bir parçası olduğu söylenebilir.

Mısıroğulları: İğdeli köyünde yaşayan bir sülaledir. Mısırlu obası, Yeni-İl Türkmenleri arasındaki İmanlu-Avşarı ve Dokuz oymağı içinde yer alıyordu. 1583 yılında Dokuz oymağına bağlı olan ve vergileri İmanlu Avşarı ile birlikte kaydedilen Mısırlu, Yeni-İl'de, Koyuncu-Viran adlı bir yerde yaylıyordu. Oba, 1630 yılında 14 vergi nüfusuna sahipti. Mısırlu, 1641 yılında Bozok'taki Karapınar ve Bekmez-Götürdü yurtlarında yaylamaya başlamıştı (İlhan Şahin, Yeni-İl Kazası ve Yeni-İl Türkmenleri, s.199, 215).

Hodalar: Karpınar köyünün kurucu sülalelerinden olduğu söylenmektedir. Hoda, doğal olarak, yöre halkının anlam veremediği ve ad vurma geleneğinde yer vermediği ilginç bir addır. Bu durumda Hoda, büyük bir olasılıkla bir obanın adıdır. Bilindiği gibi, halk, Farsça'da tanrı anlamındaki 'Hüda'ya, 'Hoda' demektedir.

Tahrir kayıtlarında bazen Hoda bazen de Hoba olarak kaydedilen bir Avşar obası vardır. Hoda, Halep Türkmenlerine bağlı Receplü Avşarı içindeydi. Obanın yurdu olarak kaydedilen yerler Yeni-İl, Rakka, Karaman, Kırşehri, Sis, Kayseriyye, Adana, Kars-ı Meraş (Kadirli), Zülkadriye (Maraş) ve Zamantı kazasıdır. "Türkmen taifesinden" olduğu belirtilen Hoda, 1703 yılında  Rakka'ya sürülmüştür (Cengiz Türkay, Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, boy ve Cemaatler, s.420). Obanın yurtları arasında, konumuz olan yöreye en yakın olanı, Zamantı kazası ve Kayseriyye livasıdır. Kayseriyye ile kastedilen, Zamantı'dır. İncelediğimiz köylerin halkları, Zamantı üzerinden buraya geldiklerini söylemektedir. Ayrıca; Alevi toplulukları barındıran Yeni-İl Türkmenlerinin bir bölümünün Zamantı nahiyesinde kayıtlı olduğunu biliyoruz.

Obanın yurtları arasında sayılan bazı yerler, obanın asıl yurdu olmayıp sürgünü ve göçebeliğiyle ilgilidir. Örneğin, Rakka, obanın sürgün yeri, Adana, Kadirli gibi yerler ise obanın göç yoludur. Karaman ve Kırşehri de obanın asıl yurdu değildir, obanın bir ara asıl yurdunu bırakarak buralara sarkmak istemesiyle ilgilidir (Cengiz Türkay, aynı yapıt, s.420. İlgili kayıt şöyledir: " Hobalı Afşarı çemaatı, Receblü Afşarı boyine tabi olup mukaddema Rakka'ya iskan olunmuşlardı.").

Hoda-Hoba obasının yurtlarından en ilginci, kuşkusuz, Yeni-İl'dir. Rakka'ya sürülen topluluk, Yeni-İl Türkmenleri arasındaki bu obadır. Rakka sürgünü için 1729 yılında yapılan tahrirde oba, 10 bennak + 6 mücerred =16 vergi nüfusluydu (Yusuf Halaçoğlu, aynı yapıt, s.54-55. Araştırmacı bu obayı tam okuyamamış, "Hovadlı?" biçiminde yazmayı yeğlemiştir. Araştırmacının birinin 'b' olarak okuduğu harfi, öteki araştırmacı 'd' olarak okumuştur.). Hoba'nın ya da Hoda'nın adının geçtiği kayıtlar 1690'lı yıllardan sonraya aittir. Bundan önceki tahrirlerde, Yeni-İl Türkmenleri arasında bu oba yer almamaktadır. Buna karşın, obanın bağlı olduğu Receplü Avşarı, Yeni-İl Türkmenlerinin Halep Türkmenleri kolunda adı geçen bir oymaktır.

Ağcalı: Halktan derlenen bilgilere göre Ağcalı topluluğu Pınarbaşı'nın Hasa köyünden İğdeli köyüne oradan da Burunören köyüne gelmiştir. Hasa, 1563 yılı tahririne göre Maraş'ın Zamantı kazasının (Pınarbaşı ve Sarıoğlan'ın bir bölümü) Çörmüşek nahiyesinde yer alan 55 vergi nüfuslu bir köydü. Köy halkı Müslüman değildi (Refet Yinanç-Mesut Elibüyük, Maraş Tahrir Defteri, s.787). Hasa köyünde günümüzde Avşar'ın Kara Receb obası oturmaktadır.

On altıncı yüzyıl kayıtlarına göre Ağcalu topluluğu, başta Boğazlıyan olmak üzere Bozok'ta birçok yerde yurt tutmuştu. Burunören topraklarının bulunduğu Çubuk nahiyesinde Seyrekağıl, Örtülüce, Hamzalı ve Gevhertaş köylerinde de Ağcalu obası -göçebe olarak- barınıyordu (Yunus Koç, XVI. Yüzyılda Bir Orta Anadolu Sancağının Nüfus ve İskan Yapısı, s.118). Bunlardan Örtülüce'nin öteki adı Resullü idi ki, 1240 yılında ortaya çıkan Baba Resul olayının önderi Baba Resul'e ad veren obadır (Baba Resul olayı ve Resul obası üzerine geniş bilgi için bak, Hamza Aksüt, Alevi Erenlerin İlk Savaşı, Yurt Kitap-Yayın, Ankara 2006).

Ağçalu obasının bir kolu Yeni-İl Türkmenleri arasındaydı. 1548 yılında Kangal'ın Mancılık yöresindeki Gökaven Hisarı yurdunda yaşayan Ağçalu, 4 neferan nüfusa sahipti. 1583'te 5 mücerred + 10 müzevvec = 15 vergi nüfusuna sahipti. 1630-31 yılında Sultan Kethüda yönetiminde 3 neferanı olan oba, 1641-42 yılında yine 3 neferan nüfusa sahipti ve Bozok nahiyesindeki Yosun Pınarı ve Kan yurtlarında yaylamaya başlamıştı. Bu son tahrirde, oba nüfusunun adı geçen yurtta bulunamadığı kayıtlıdır. 1644 yılında ise iki grup halinde Ekinci nahiyesinde yaşayan obanın 4 hanelik kolu, "perişan ve perakende" bir durumda, Güğercinlik'te (Kahramanmaraş ile Gaziantep arasındaki İslahiye yöresi) kışlıyordu. Obanın öteki kolu da aynı durumda olup 5 neferan nüfusluydu (İlhan Şahin, aynı tez, s.162). Ağçalu obası, Şarkışla yöresindeki Gaziler-Mağarası ve Deli-İlyaslı köylerinin yakınında bir köye ad vermişti. Obanın buradan ayrılarak yukarıda sunduğumuz yurtlarda hareket etmeye başladığı anlaşılmaktadır (İlhan Şahin, aynı tez, s.88).

1703 yılında Rakka'ya sürülen Receblü Avşarı obaları arasında Akça-Ali adlı bir oba yer almaktadır (Yusuf Halaçoğlu, aynı yapıt, s.54-55). Osmanlı tahrir yazıcısının -kendince bir anlam vererek- adı Ağcalı olan bu obayı, Akça-Ali biçiminde kaydetmiş olması mümkündür. 1729 yılında tahriri yapılan Akça-Ali obası, 16 bennak + 8 mücerred = 24 vergi nüfusuna sahipti.

Ağcalı'nın en ünlü obası Hacılar'dır. Hacılar obası Anadolu'da birçok köy kurmuştur (Hacılar obasının Alevilikle ilgisi için bakınız, Hamza Aksüt, Safevi Türkmenlerinin Türkiye'deki Emmidaşları, Şah Hatayi Sempozyumu Bildirileri, Hüseyin Gazi Vakfı yayını, Ankara 2003). Hacılar obasının önemli bir bölümü Safevi devletinin kuruluşuna katılmış ve devletin kuruluşundan sonra da etkin roller üstlenmiştir (Faruk Sümer, Safevi Devletinin Kuruluşunda Anadolu Türklerinin Rolü, s.72, 180, 184).

Tahrir kayıtlarında Ağça ya da Ağca olarak geçen (Örneğin; Faruk Sümer bu topluluğu Ağçalı, Yunus Koç ise Ağcalı olarak okumuştur) Ağça'nın Alevi toplulukların ilk yurdundaki yeri, Kerkük'ün kuzeyidir. Topluluktan adını alan Kerkük'ün 46 km kuzeyindeki Ağçalar köyü sufilerin merkezidir. 1558 yılı tahririnde burası 80 neferanlı bir yerleşimdi (Nilüfer Bayatlı, XVI Yüzyılda Musul Sancağı, s.100).

Başıbüyükler: İğdeli köyünde yaşayan bu sülalenin kökeni, Yeni-İl Türkmenleri arasındaki Başıbüyüklü obası olmalıdır. 1641 yılında Başıbüyük-oğlu olarak da kaydedilen oba, Kangal'ın batısında, Mancılık nahiyesindeki Han-ı Kesük (Kesük Han) yurdunda yaylıyordu. Bu tarihte 5 vergi nüfusu olan oba, 500 koyuna ve 12 deveye sahipti (İlhan Şahin, aynı tez, s.268).Kayıtta Başıbüyük obasının Avşar boyuyla bir ilgisinden söz edilmiyor. Buna karşın, oba Yeni-İl'in Halep Türkmenleri kolundadır. 

Solaklar: Bu sülale Yerlikuyu köyündedir. Solaklar, Safevi devletinde adı geçen obalardandır (Solak obası üzerine ayrıntılı bilgi için bakınız, Hamza Aksüt, Safevi Türkmenlerinin Türkiye'deki Emmidaşları). Pınarbaşı'nın Solaklar köyünü kuran Avşarlarla, İğdeli'deki bu Solakların ilgisi olabilir. Oba, Avşar'ın Koca-Nallı kolundandır ve 1702'de Rakka'ya sürülmüştür (Faruk Sümer, Oğuzlar, s.216).

Hamed-uşağı: Eğer bu ad Hamid'in telaffuzuysa, Yeni-İl Türkmenleri içindeki Hamid adlı oba, bu sülalenin kökeni olabilir. Yeni-İl tahrirlerinde adına yalnızca 1583 tarihinde rastlanan Hamid obası, Pir Bende Kethüda'nın yönetimindeydi ve 42 vergi nüfusuna sahipti. Hamid obası, Halep yöresinde Timur-İli adlı bir yerde kışlıyordu (İlhan Şahin, aynı yapıt, s.197). Obanın Avşar boyuyla bir ilgisine rastlamış değiliz. Ancak; gerek yaylada gerekse kışlada Yeni-İl Avşarlarıyla aynı coğrafi ortamda bulunduğunu biliyoruz. Asıl önemlisi; Kuzey Suriye'de, Türkmenlerin 'Hamed' olarak telaffuz ettiği bir yer vardı. Konumuz olan Avşarlarla birlikte Rakka'ya sürülen Beğdililerin bir destanında bu Hamed adı geçmektedir:

Taş-Demir'im de söyler özünden
Methedelim Beğdili'nin yazından
Ala Bucak, Kettele'nin düzünden
Hamed'in sancağın bastı Beğdili

(Ömer Özbaş, Gaziantep Dolaylarında Türkmenler ve Baraklar, s.6, Gaziantep Kültür Derneği Yayınları, Gaziantep, 1958. Hamed, Avşarlarda kişi adı olarak da kullanılmaktaydı. Aslan Hacı'yınan Kel Hamed geldi/ El-aman vermedi hepsini kırdı/ Annına dayanmaz beş böyle ordu/ Bin atlıya yamaç on'u Avşar'ın. Mahmut Işık, Afşarlar, s.36 Kardeş Matbaası, 1963 Ankara)

Dolaysıyla, konumuz olan Hamed-uşağı, bu Hamed'den ad almış olmalıdır. Destandaki 'Ala Bucak' adı, bucak sözcüğünü içermesi yönüyle, konumuz açısından dikkat çekicidir.

Karahasan-uşağı: Körkuyu köyü halkının tümü bu sülaledendir. Karahasan obasının Alevi toplulukların ilk yurdundaki yeri Kerkük'ün güneydoğusuydu (Nilüfer Bayatlı, XVI Yüzyılda Musul Eyaleti,  s.96, 99). On altıncı yüzyıl kayıtlarına göre Bozok'un Akdağ nahiyesinde Azizlü-Karahasan adlı bir kışlak vardı ve burada Kırıklı obası kışlıyordu (Yunus Koç, aynı yapıt, s.45). Akdağ nahiyesi Karpınar, Yerlikuyu, İğdeli, Kaleköy ve Karaözü topraklarını da içeriyordu. Kırıklı, Safevi hükümdarı Nadir Şah'ın obasıydı. Oba, Avşar'a bağlıydı.

Bu bilgilere ek olarak, 1563 yılı kaydına göre Maraş'ın Zamantı kazasının Çörmüşek nahiyesindeki (Sarıoğlan'ın güney kesimi) Bücüş köyünde Kara-Hasanlılar vardı. Oba üyelerinin bir bölümü sipahiydi.  İsmail oğlu Selman, Süleyman, Sarı, Ümmet, Hüseyin ve Uğurlu adlı kişiler bu sipahi ailesindendi (Refet Yinanç-Mesut Elibüyük, Maraş Tahrir Defteri, s.790). Bu adların Alevi ad vurma geleneğiyle uyumu dikkat çekicidir.

Karahasanlı, kışlağı Mardin olan Bozulus Türkmenleri arasında da adı geçen obalardandır. On altıncı yüzyıl Bozulus tahririne göre bu oba, Veli Dede adında birisinin yönetimindeydi (Faruk Sümer, Bozulus Türkmenleri, s.59).

Obanın bir kolu Yeni-İl Türkmenleri arasındaydı. Beğdili boyuna bağlı olan bu oba, 1583 yılında Kangal'ın Yellüce köyünde yaylıyordu (İlhan Şahin, aynı tez, s.257-258). Halep Türkmenleri içindeki Karahasanlu obası ise 1 bennak ve 12 mücerret nüfusluydu (Enver Çakar, XVI. Yüzyılda Halep Sancağı, s.68). Ayrıca, Safevi devletine katılmak için Azerbaycan'a giden topluluklar arasında Kara-Hasanlu adlı bir oba vardı. Bu oba Avşar boyundandı (Faruk Sümer, Oğuzlar, s.354).

Görüldüğü gibi, Yeni-İl Türkmenleri arasında Beğdili boyuna bağlı olan Karahasan obası, Azerbaycan'da Avşar boyuna bağlıdır. Azerbaycan'daki Türkmen oymaklarının sosyal yapılarının daha tutucu olduğu dikkate alınacak olursa Karahasan obasının Avşar boyundan olması daha olasıdır.

Aksarı (Haksarı): Haksarı'ların bir bölümü İran'da yaşamaktadır ve Alevi'dir (Ayrıntılı bilgi için bakınız, Rafael Blaga, İran Halkları El Kitabı). Bu ada Sarıoğlan yöresinde, daha doğrusu, Anadolu'da rastlamamız çok ilginçtir. Çorum'un Gökçepınar köyünde Haksari'lerden bir grubun olduğu söylenmektedir.

Sonuç olarak, bu sülalelerden Emirler, Mahmudoğlu, Hodalı, Karahasanuşağı, Mısıroğulları, Ağcalı ve Solaklar, Yeni-İl Türkmenleri içindeki Avşarlardandır. Başıbüyük de Yeni-İl Türkmenlerindendir. Yeni-İl Türkmenlerinin bir bölümünü Halep Türkmenleri oluşturuyordu. Bunlar, Kuzey Suriye'de kışlıyor, Divriği, Kangal, Şarkışla, hatta Pınarbaşı ve Bozok yörelerinde yaylaya çıkıyordu.

Konumuz olan bu sülaleler ilkönce, İmanlu Avşarında yer alırken 1702 yılındaki Rakka sürgünü sırasında Receblü Avşarı oymağı içindeydi. Receblü Avşarı adı 1641 yılında da kayıtlarda geçmektedir. Bu kayda göre daha önce Taifi Avşarı olarak anılan bir topluluk Receblü Avşarı olarak da anılmaktadır. Receblü Avşarı, bu yılda Bozok nahiyesindeki Kızıl-Çöken yurdunda yaylamaktadır ve vergi nüfusu 42 hanedir (İlhan Şahin, aynı tez, s.232).

Taifi Avşarı, 1583 yılında biri Receb Kethüda yönetiminde, biri de Avretlü-Başcılar adlı olmak üzere iki obayla Yeni-İl'de yaylıyordu ve 303 hane + 35 mücerred = 338 vergi nüfusuna sahipti. 1641 yılında Bozok nahiyesindeki Kızıl-Çöken adlı bir yerde yaylayan obanın Bozuşat adlı bir obası daha kayıtlıdır. Taifi Avşarı, 1702 yılında Rakka'daki Belih ırmağı ile Akçakale yörelerine sürgün edildi (İlhan Şahin, aynı tez, s.232).

Antep'te kışlayan Receblü Avşarı obaları, 1702 ile 1730 yılları arasında Urfa'nın güneyindeki Rakka çölüne sürüldü. Bunların büyük bölümü, Pınarbaşı yöresine kaçtı. 1732 yılında Anadolu müfettişi vezir Ahmet Paşa'ya gönderilen bir fermanda, Receblü Avşarı'nın iskanının kesinlikle sağlanması gerektiği, iskan fermanına uymayanların öldürülmesi emredilmişti (Yusuf Halaçoğlu, aynı yapıt, s.55). Yukarıda verdiğimiz bilgilere göre bunlar yalnızca Pınarbaşı'na değil, Bozok nahiyesindeki eski yaylalarına, yani, konumuz olan köylere de kaçmıştır ve günümüze dek burayı yurt edinmiştir.

Tüm bunlara ek olarak, Karpınar köyünden derlenen bazı bilgilerde köyü kuran kişinin Bahrioğlu Avşarı olduğu yer almaktadır ki, Bahrili Avşarı da Yeni-İl Türkmenleri içindeydi. 1631 tarihinden itibaren kayıtlarda yer alan bu Avşar obası, 1641 yılında yılında Bozok nahiyesinin Kızıl-Çöken yurdunda yaylıyordu. Obanın 1648 yılındaki kethudası Mahmut adında birisiydi ki, yukarıda Karpınar'ın kurucusu sülalesi olarak geçen Mahmudoğluyla aynı adı taşıması dikkat çekicidir (İlhan Şahin, aynı tez, s.167-168).

Merak edilen durumlardan biri, Yedi Bucak Avşarı ile Kayseri'nin Pınarbaşı ve Tomarza ilçelerindeki Avşarların ilgisidir. Çünkü Pınarbaşı ve Tomarza'daki Avşarlar günümüzde Sünni, Yedi Bucak Avşarı, Alevi'dir. Pınarbaşı ve Tomarza'daki Avşarlar, Bucak Avşarı gibi Yeni-İl Türkmenleri arasındaydı. Hatta bunların bir bölümü, Yedi Bucak Avşarı gibi Receblü Avşarındandı. Örneğin, 1702 yılında Mahmudoğlu, Hodalı-Hobalı gibi Receblü Avşarı obalarıyla birlikte Rakka'ya sürülen Kara-Şeyhlü obası, bugün Pınarbaşı'nın Han, Gültepe, Cinliyurt, Kaman, Şabanlı, Alagazi, Arslanbeğli köylerindedir. Kara Şeyhlü obası, on altıncı yüzyılda, Yeni-İl'de yaylayan ve Körkuyu köyünü kuran Kara-Hasanlu obasıyla birlikteydi (Faruk Sümer, Oğuzlar, s.216).

Konumuz olan Emir (ya da İmir) sülalesinin bir bölümü ise Tomarza'nın Emir-Uşağı köyünü kurmuş olmalıdır. İmiruşağı, kayıtlarda adı geçen İmir Avşarı obasından olmalıdır. İğdeli köyünde adı geçen Solaklar'ın bir bölümü, Pınarbaşı'nın Solaklar köyündedir. Yine; Pınarbaşı'nda İğdeli adında bir köy vardır ve burada Avşar'ın Deliler obası yerleşiktir (Adı geçen bu köyler, on altıncı yüzyıl tahrirlerinde yer almamaktadır ki; bu köylere on sekizinci on dokuzuncu yüzyılda yerleşen Avşarların ad verdiği açıktır).

Görüldüğü gibi, bu konuda şimdilik söylenebilecek olan tek şey, günümüzde ayrı mezheplere bağlı olan bu iki Avşar grubunun 'emmidaş' olduğudur. Ancak, bu konuda daha ayrıntılı bir çalışmaya ihtiyaç olduğu kesindir.


Hamza Aksüt
Eğitimci-Araştırmacı Yazar




Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Haydar Erdoğan, 22.04.2017, 22:13 (UTC):
Osmanlı kayıtlarında Halep Türkmenleri olarak adı geçen ve bugün Suriye'de yaşamakta olan Bayır - Bucak Türkmenlerinin akrabalarından olup 1517 yılında yapılan Ridaniye savaşından sonra bölgeden göç edip değişik yerlerde yaşadıktan sonra 1765 yılında Kayseri iline bağlı Sarıoğlan ilçesi sınırları içerisine yerleşen Bucak Avşarlarından; Burunören, Kaleköy, Yerlikuyu, İğdeli ve Karpınar köyleri ile ilgili araştırma yaptığını ve bu köylerde yaşayanların kökenini araştırıp yazdığını yukarıdaki yazısında belirten sayın Hamza Aksüt beyi şiddetle kınıyorum.Çünkü yalan, yanlış, hiç bir temele dayandırılmadan uydurma senaryolarla benimde mensubu bulunduğum Bucak Avşarları ve bilhassa Yedibucak Avşarını oluşturan sülaleler hakkında kendince bilgi veriyor.Hiç ilgisi alakası olmayan yerlerden bahsediyor.Bir örnek vermem gerekiyorsa Burunören köyünde Hamedler sülalesi ile ilgili uydurmaları beni çok üzüyor.Çünkü benim kendi sülalem hakkında dahi alakası olmayan yorumlar yapıyor, temelini götürüp başka yerlere bağlıyor. Araştırmacıyım diyen bu kişi yani Hamza Aksüt bu konu ile ilgilenen fazla kimse olmadığı için ne yazarsam inanırlar düşüncesiyle olsa gerek yalan bırakmamış yazdıkca yazmış.Aksüt’ün Bucak Avşarları ve bu sülaleler hakkında yazdıkları tamamıyla yanlış ve uydurmadır.Benim internet sayfamdaki misafir defterine genellikle Sivas ve Malatya’dan Hamza beyin Türkmenler hakkında yazmış olduğu bir kitap için çok sayıda kişi aynı nedenlerle eleştiri yazısı gönderdi ve eleştirdi.(Not:Eleştiri yazılar arşivimde mevcuttur.)Bucak Avşarları ve adı geçen bu sülalelerle ile ilgili bütün bilgiler Bucak Avşarları ve Burunören Köyü Belgeseli adlı kitabımda mevcuttur.İsteyen arzu eden Facebook hesabımdan isteyebilir. Ben buradan Hamza Aksüt beyi bir kez daha kınıyorum.
Haydar Erdoğan
Araştırmacı - Yazar

Yorumu gönderen: Halil sahin, 27.10.2016, 21:18 (UTC):
Sayin aksut elbistan pazarcik Ve antepdeki alevi kurt sulalelerle akrabalik baglarini tesbit etmediniz.obolgedeki sulalelerle ayni adi tasiyan sulaleler mevcuttur.sunni avsarlara bagliyorsunuz.akrabalik baglarini dogru bulmuyorum.

Yorumu gönderen: Halil sahin, 27.10.2016, 21:10 (UTC):
Butun sulaleler ele alinarak yazilmis ve bilgi verilmistir.yerlikuyu koyu yerliburun kisminin kurucusu olan lokculer ele alinmamistir.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:
TEBDER KURULUMUDUR