TEBDER KURULUMUDUR
MANA YAZILARI
ALEVİLİK İNANCININ ÖZLERİ

Hayatı


        Hacı Bektaş Veli Vilayetnamesinde adı geçen Güvenç Abdal’ın hangi yüzyılda yaşadığı kesin olarak bilinmemektedir. Genç Abdal, Bektaşilere göre Güvenç Abdaldır. Yine Genç Abdal mahlasını taşıyan şiirler de onundur. Söylenceye dayanan bu bilgiler, tarihsel kesinlik kazanmaz. Bir Genç Abdal daha varki, 19. yüzyılda yaşamıştır. Sücaeddin Tekkesi’ne bağlıdır.
Genç Abdal adının halk ağzında, Genç Abdal olarak anılagelmesi de bir varsayımdır. Gerçek adı bilinmemektedir. Hacı Bektaş Veli Vilayetnamesinde anlatıldığına göre, Hacı Bektaş döneminde ya da ona yakın bir dönemde, Güvenç adında bir Bektaşi büyüğünün yaşadığı açıktır. Güvenç Abdal, Genç Abdal mahlaslı şiirlerin ona ait olup olmadığı kesin olarak bilinmemektedir. Hacı Bektaş Velayetnamesinde onun hakkında şöyle bir söylence bulunmaktadır:
Güvenç Abdal Destanı
Hünkar’ın Hizmetinde Güvenç Abdal adlı bir deviş vardı. Er terbiyesi görmüş bir zattı. Bir gün, ‘Erenler ?ahı’ dedi; “Gönlümde bir sorun var. ‹zin verirseniz söyleyeyim”. Hünkar, şöyle buyurdu; “Güvenç acaba dedi, şeyh kimdir, muhip kimdir, aşık kimdir? Bize lütfedip bildirseniz”. Hünkar; “hemen Güvenç yerinden kalk, tez git, bir sarrafta bin altın nezirimiz var, al gel” dedi. Güvenç Abdal, sarraf kimdir, hangi şehirdedir, demeden hemen belini bağladı, Hünkar’ın elini öptü, yola revan oldu.
Gide gide vardı, bir şehre. Gördü ki pek büyük bir şehir. Kendi kendine, bizim ülkede böyle büyük bir şehir yoktu, acaba bu şehir, hangi şehir dedi. Gezerken bir adama; Bu şehir hangi şehir? O adam: Burası Hindistan, bu şehre de Delli ( Delhi? ) derler. Güvenç, şaşırdı. Rum ülkesi nerde Hindistan nerde dedi.
Sehrin içinde gezerken pazara ulaştı, etrafına bakınırken gördü ki, karşıda bir sarraf oturmada. Sarraf onu görünce hemen kalktı. Beri gel derviş diye yanına çağırdı. Sarraf, Güvenç’e; “Hangi ildensin” dedi. Güvenç; “Rum ülkesinden” dedi. “Kimin hizmetindesin deyince”, Güvenç; “Hacı Bektaş Hünkar’ın hizmetindeyim, bana, bir sarrafın bize bin altın neziri var, al gel buyurdu”.
Sarraf, Hünkar’ın adını duyunca, onu evine götürdü, üç gün boyunca ağırladı. “Derviş” dedi. “Neziri olan sarraf benim. Bir vakit ticarete giderken denizde fırtınaya yakalandım. Az kaldı, gemimiz batacaktı. Hemen vilayet erenlerini çağırdım, beni kurtarın bin altın nezirim olsun dedim. O anda erenler yetişti, gemiyi mübarek eliyle tuttu”. Adını sordum; “Hünkar Hacı Bektaş’tır”, dedi. Rum ülkesine nezirimi nasıl ulaştıracağım dedim, ben birisini yollarım buyurdu. Adamın şeklini sordum, senin şeklini tarif etti. Onun için seni çağırdım. Hamd olsun ki, hata etmemişim. ?u bin altını al, erenlere götür. Bin altın daha saydı. Bu da erenlerin hizmetinde bulunanlara, bin altın daha saydı, bunu da sen harca dedi.
Güvenç Abdal, üç bin altını alıp, sarrafla vedalaşarak yola revan oldu. ?ehir içinde giderken, bir çardağın penceresinde, gün yüzlü güzel bir kız bakmada, kızı görür görmez bin canla aşık oldu. Aklı başından gitti. Pencereye gözünü dikti. Üç gün üç gece öylece kaldı. Kız, dervişin halini görünce kötüye yorarlar diye halayığına; öğüt ver de çeksin gitsin buradan. Halayık gidip dervişe, vazgeç bu sevdadan. Bu kız ulu bir tacirin kızıdır. Adamları duyarsa başına iş açarlar. Öyle bir avı elde etmek isteyen kişinin bol altını olmalı. Güvenç Abdal, bu sözleri duyunca; “Alınma, ne oldu ki” dedi, üç bin altını koynundan çıkarıp halayışa gösterdi. Altına tamah ettiler, bir yolunu bulup dervişi içeri aldılar. Güvenç Abdal, keseyi çıkarıp kızın önüne koydu. Güvenç, kızın ayak ucunda otururken, duvar yıkıldı, bir el çıktı, Güvenç’i, göğsünden iterek yere yıktı, aklını başından aldı. Kız bu hali görünce kalktı, oturdu. Güvenç’in aklı başına gelince bu ne haldir diye sordu kız. Güvenç Abdal, şeyhimiz Hacı Bektaş Hünkar’ın vilayetinden oldu dedi. Böylece beni bu kötü işten kurtardı. Bunun üzerine, Rum ülkesinden nasıl çıktığını, oraya nasıl geldiğini, o ana kadar başından geçenleri bir bir anlattı.
Kız bu kerameti gözüyle görünce erenlere aşık oldu, ziyaretine varmak istedi. Altınları alarak akşam saatinde yola çıktılar. Karanlık olunca ıssız bir yerde yattılar. Uyanınca baktılar ki sabah olmuş, bulundukları yerle yattıkları yerin aynı olmadığını gördüler, Arafat dağının yanındaki Kızılcaöz’den gelen yolun yanındalar. Kalkıp yola düştüler. Halifeler karşıladılar. Hünkar’a götürdüler. Güvenç Abdal, erenlerin ellerini öpüp ayaklarına yüz sürdü. Başından geçenleri bir bir anlattı.
Hünkar; “Güvenç Abdal” dedi. “Bu işlerdeki hikmeti bildin mi”? Güvenç buyurun erenler şahı dedi. Hünkar; “Sen bizden şeyh kimdir, mürid kimdir, muhib kimdir, aşık kim” diye sormuştun, bizde sana cevap verdik. Mürid odur ki, senin yaptığını yapar. Biz seni hizmete gönderdik, nereye gideceğim, kimi göreceğim demeden yola düştün. Muhipliği sarraf gösterdi. Bir kerecik denizde helak ola yazdı, erenler diye çağırdı, bin altın nezretti, vardık, imdadına yetiştik, gemisini kurtardık, yerimizi sordu, haber verdik, seni yolladık, şöyle - böyle demeden nezirini sana teslim etti. ?eyhliği biz yaptık; seni kolayca götürüp getirdik, seni o yüz karasından da kurtardık. Aşıklığıysa o kız yaptı, bir vilayet görmekle aşık oldu bize; buraya gelmedikçe karar etmedi. O kızı Güveç Abdal’a nikahladılar. (A. Gölpınarlı, Hacı Bektaş Velayetnamesi, sh:78)
A.Gölpınarlı aynı yapıtında Güvenç Abdal hakkında ayrıca şu açıklamayı yapmaktadır:
Cönklerde Güvenç Abdal mahlasını taşıyan nefeslere rastlamaktayız. Fakat bunlar dil bakımından yenidir. Yazıla yazıla, değişe değişe dil özelliklerini kaybettiler; daha doğrusu bu güzel masalın kahramanı olan O, Hacı Bektaş’la çağdaş mıdır? Kesin olarak bir şey söylenemez. Sersem Abdal mahlasıyla bir nefeste:
Genç Abdal’la Hacı Bektaş geldiler
Sarı Saltığı Rumeli’ne saldılar
?ükrolsun dertlere derman oldular
Tavafın kabuldür Abdal dediler

Bir rivayete göre 1551 de Hacı Bektaş tekkesinde Dedebaba olup 1569 - 1570’e kadar bu hizmette bulunan ve bu tarihte ölen Sersem Ali Baba’nınsa Güvenç Abdal’ın XVI. yüzyıla kadar unutulmadığını anlarız“ der. Mezarı Hacı Bektaş Türbesi içindedir.
?iirinden bir örnek
Mümin isen bana etme cefayı
Allah bir Muhammed Ali aşkına
Eyilikte ol daim eyle vefayı
Allah bir Muhammed aşkına

Saki doldur bize dolu içelim
Okuyalım aşk kitabın seçelim
Olur olmaz davalardan geçelim
Allah bir Muhammed Ali aşkına

Pirler nasihatın güzelce dinle
Bozma erkanını tatlı dil söyle
Kemlik edenlere sen iyilik eyle
Allah bir Muhammed Ali aşkına

Kimsenin ayıbın gözetme sakın
Olayım der isen ger Hakk’a yakın
Erenler huyundan bir meşrep takın
Allah bir Muhammed aşkına

Genç Abdal’ım Hakk’ı seversen candan
Hak seni ayırmaz yoldan erkandan
Yalan söz söyleme çıkma imandan
Allah bir Muhammed aşkına


Kaynakça:
Ismail Özmen Alevi - Bektaşi şiirleri Antolojisi





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:
TEBDER KURULUMUDUR