TEBDER KURULUMUDUR
MANA YAZILARI
ALEVİLİK İNANCININ ÖZLERİ

Sarı Saltuk

SARI SALTUK OCAĞI

Anadolu eren ve evliyaları içinde en çok söz edilenlerden biri de hiç kuşkusuz Sarı Saltuk’tur. Hakkında çok şey anlatılmasına, Anadolu ve Balkanlar’da bir çok yerde makam mezarları bulunmasına karşılık hakkında çok az şey bilinmektedir. Kendisinden herhangi bir eser kalmamış olması da bilinmezlikleri daha da artırmaktadır. Sarı Saltuk üzerine yapılan bir çok çalışma onun tarihsel yaşamını ortaya çıkarmakta yeterli olamamıştır. Bu çalışmalar içinde daha önce yapılanların tamamını toplayarak ve birbiri ile karşılaştırarak yeni bir çalışma yapan Ahmet Yaşar Ocak’ın çalışmasının hiç kuşkusuz çok önemli bir yeri vardır. Araştırmacı yazılı kaynakların hemen hemen bilinenlerin tamamına başvurarak çalışmasını yapmış ve onun tarihsel ve menkıbevî yaşamı üzerine bilgilerle bir açıklık getirmeye çalışmıştır.

Bizim yaptığımız bu çalışma daha çok sözlü gelenekte var olan bilgilerin izlenmesi sonucunda ortaya çıkmıştır. Bir çok yerde olduğu gibi Sarı Saltuk’a ait Tunceli ilimizin Hozak ilçesinde bir makam mezarı bulunmaktadır. Bu makam mezarlarının bir çok sosyal gereklilikten kaynaklandığını, özellikle yayla zamanı besicilikle uğraşan oymak ve boyların toplanma ve dağılma yerleri olduğunu daha önceki yazımızda belirtmiştik. Böylece binlerce koyunla yaylalara çıkan aynı ocağa ve boya bağlı insanların her yıl nerede toplanacaklarını kolaylıkla belirleyebilmekte ve toplantılarını buralarda yapabilmektedirler. Bu yüzden Yunus Emre de dahil olmak üzere bir çok Anadolu ereninin birden fazla makam mezarı bulunmaktadır.

Sarı Saltuk’un mezarının bulunduğu Tunceli Hozat ilçesinde bir çok Alevî ocağının ileri gelenleri bulunmaktadır. Bunların tamamı kendilerinin Horasan üzerinden Anadolu’ya geldiklerini söylemekte ve el ele el hakka birbirlerine bağlı bulunmaktadırlar. Bunlar Kureyşan, Baba Mansur, Derviş Cemal, Sarı Saltuk, Seyyid Nizam ve diğerleridir.

Aslında Tunceli ve yöresinin şimdiye kadar ihmal edilmiş ve gözden uzak kalmış, bu nedenle tam olarak bilinmeyen bazı özelliklerini biz bu ocakların yapısı, gelenekleri ve birbirleriyle ilişkisi açısından daha rahat değerlendirebiliyoruz. Ancak bu, giriş yazısının konusu değildir. Burada Sarı Saltuk Ocağı gibi kendisini Horasan’dan Anadolu’ya gelmiş olarak kabul eden bütün Tunceli yöresi ocak ve oymaklarının, yörenin tarihsel yapısını açığa çıkarması bakımından büyük önem taşıdıklarını bilmemiz gerekir.

Bu ocaklar içinde Sarı Saltuk Ocağı’nın ayrı ve önemli bir yeri bulunmakta ve ocağın son temsilcisi bütün Anadolu’da Alevî ocakları içinde geleneği en özgün ve değiştirmeden sürdürenler arasında bulunmaktadır. Şu anda halen Hozat’ta yaşayan Yurt Dede, binlerce özgün nefes bilmekte ve bunu cemlerde kullanmaktadır. Hozat’ta yöredeki bütün Alevî dedeleri ve Anadolu’nun bazı yörelerinin dedelerinin katılımıyla düzenlenen bir cem sırasında Sarı Saltuk Ocağı’nın Ankara’daki temsilcileriyle birlikte Hozat’a gittik: Sabah Gazetesi Yazı İşleri Müdürü değerli gazeteci Sayın Balçiçek Pamir, Gazi Üniversitesi Araştırma Merkezimizin ekibi ve Sarı Saltuk Ocağı temsilcileri.

Sarı Saltuk Ocağı’nın son temsilcilerinden olan Hasan Saltık, Veli Saltık ve arkadaşları Sarı Saltuk Ocağı’nın köylerinde araştırma yapmaya gittiler ve dergimizde yayımlanan iki belgeyi Hozat’ın Karacalar köyünden buldular. Bunun yanında Sarı Saltuk’a ait olduğuna inanılan bazı eşyaları da elde ettiler. Anlaşılan o ki, ocağın Anadolu’nun bir çok yöresine yayılmış olan temsilcilerinde daha bir çok belge çıkacaktır. Bu belgeleri Anakara’da kuracakları Sarı Saltuk Kültür Derneği’nde sergilemeyi düşünmektedirler.

Elimizde bulunan iki belge büyük bir önem taşımaktadır. Bunlardan ilki kağıt, kağıdın düzenlenişi ve yazılış biçimi bakımından son derece özgün bir belgedir ve 1436 yılında düzenlendiğine dair kayıt bulunmaktadır. Ne yazık ki belge tam ortadan ayrıldığı ve asıl önemli olan son kısmı elimize geçmediği için değerlendirilememektedir. Ancak Seyyid Mahmud bin Seyyid Tahüriddin’e verilmiştir.

İkinci belge ise daha iyi korunmuş ve miladî 1447 tarihine denk gelen bir şecere olup düzenlenişi itibariyle özgün ve şimdiye kadar hazırlanan belgeler içinde ayrı ve değişik bir yere sahiptir. Belgede gördüğümüz özelliklerden birisi, bir çok yörenin kadısı tarafından imzalanmış olmasıdır. Yine belgeden anlaşıldığına göre belge 1447 tarihinde yenilenmiştir. Bilindiği gibi seyyidlik şecerelerinin yenilenmesi için iki temel gerekçe bulunmaktadır. Bunlardan birincisi ailenin zaman içinde genişlemesi ve soyun üç göbekten fazla genişlemesidir. Bu yüzden her üç göbek veya daha yukarısı için Necef, Kerbelâ, Hacı Bektaş, Erdebil veya İstanbul’da bulunan nakibü’l-eşraflık kurumları tarafından yenilenmekte ve buralarda bulunan kayıt defterlerine işlenmektedir. Aynı zamanda belgenin tahrip olması veya yırtılması halinde yenileme işlemi yapılmaktadır. Bu belgenin bir yenileme sonrası verildiği görülmekte ve Diyarbakır, Musul, Mardin, Sincar ve Şam yöresinin kadıları ile yörenin diğer kutsal dergâhlarının temsilcileri tarafından imzalanmıştır.

Belgenin Sarı Saltuk ocağı ile ilgisi konusunda bir kesin bilgi bu belgelerden çıkmamaktadır. Ancak sözlü gelenekten gelen bilgiler, Saltukoğulları devletinin ona bağlı ocak, boy ve oymaklarının dağılışı ile belgenin düzenlendiği Diyarbakır-Mardin ekseni arasında tarihsel ilgi, Sarı Saltuk’un yörenin önemli erenleri arasında yer alan Güvenç Abdal’la musahip kardeş olması tarihçilerin dikkate alarak daha derin ve daha titiz bir araştırma yapmalarını gerekli kılmaktadır. Çünkü Güvenç Abdal, Gümüşhane Kürtün’de yatmaktadır. Horasan üzerinden Anadolu’ya gelen boylar ve oymakların geliş ve Anadolu’ya yayılış yerleri Erzincan-Tunceli üzerindendir. Güvenç Abdal, Doğu Karadeniz Çepnilerinin bağlı bulunduğu bir Anadolu erenidir. Güvenç Abdal, sözlü geleneğine göre Sarı Saltuk Tunceli’den çıkarak Gümüşhane’ye gelmiş, Güvenç Abdal’la görüştükten sonra yanındakilerle Karadeniz üzerinden karşıya yani Ukrayna ve Dobruca yöresine geçmiştir. Burada Anadolu kökenli Ortadoks Urumların bulunması, ana dillerinin Türkçe olması ve aralarında yaşayan kültür unsurlarının tamamının Anadolu kökenli olması son derece ilginç ve üzerinde titizlikle durulması gereken bir konudur.

Elbette burada daha derin ve titiz bir araştırmanın yapılması gerekmektedir. Ne var ki Saltukoğulları Devleti’nin Erzincan yöresinde kurulması ve Diyarbakır-Mardin eksenine kadar inen bir çevrede etkili olması, Sarı Saltuk söylencesinin ve belgelerinin burada bulunması çok önemlidir.

BELGE 1

İcazetname

Ve innehû fî emri’l-kitâb

Ledeyna’l-aliyyi ….

Rabbenâ tekabbe’l-minnâ inneke ente’s-semîü’l-alîm

Kanellahü rahîmün ve ğalebe’l-hüdâ

Men zara’l-Hüseyin bi-akkihi ârifen

Kane kemen zârallahu fi arşihi

Elhamdülillahillezî ceale müşahidü’l-eimmetil müşahide’l-eimmeti’n-nücebâ kıbleten lil arifîn ve sayyara merâkıde evliyâ ka’beten li’t-tâifîn ve fadluhum ale’l-evvelîn ve ahirîn ve evcebe muhabbetehum alel halayıkı ecmein vassalatü vesselamü ala seyyidil mürselin ve şefiül müznibin ve resulu rabbil alemin ellezi belağar risalete ve deâ ve eddâ’l-emamete ve hüda esfa’esfiyâ Muhammedül Mustafa ve ala leyte beni ğalib ve’l-hezberüs salib şafiül âbâidü vel ekâribü el imamât emiral müminin Ali ibni Ebi Talib ve ala bahri’l-fedayil vel ulum vel mersum bi emrillahil mersumul imamul mesmum ve alel menhecil melih ve’l lisanil fasih el imam el Hüseyin bin Ali ez Zebihi ve alel kaimi bi hududillahi rabbil ibadid daim bi emri’llahi zahri’l-yevmi’s-senad el imam Ali bin el Hüseyin Zeynel İbad ve Aliyyül hakkül bahir ve’l-misbah el imam Muhammed el Bakır ve alel-lisani’n-natık ve’l-aslel basık el imam Cafer es Sadık ve alel hayril-âlem ve’n-nurul hakim el imam Musa el Kazım ve ales seyfil meşda vel urvetül vüska el imam Ali ibni Musa er Rıza ve Ali Hadi er reşşad el melahim es sedad el imam Muhammed el Cevad ve Ali el alem el mekin ve hablul metin el imam Ali el Hadiyül emin ve ala sıratus seva ven nurul meda el imam Hasan el Askeri ala nuril iman ve mazharil edyan el imam Muhammed bin Hasan el Mehdi sahibüz zaman aleyhim salavatir rahman.

Emma ba’d ber damairil münire erbabül bab ruşenest ger mülazemet atebe aleyh evliya ve südde-i seniyye-i esfiya mümir devlet-i dareyn ve menzilet menzileyn est benaber hüsn-i ihlas ve pak-ı i’tikad Seyyid Mahmud b. seyyid Tahirüddin-dame tevfikuhu- ve cealet tevfika refikahu ez ser gerdi kadem ve zi dide naleyn-i hod ra berf-i takbil-i turab a’tab-ı âliyât med yek mutaf Ğarviye ve Hayire ve Kazımiyye ve Cevadiyye ve ser mera ve Abbas Ali ve mescid-i Kufe ve Necef emirül müminin Ali müşrifiyha elf salavat ve elf sena müfahhar ve serefraz kerdanid ve şerayid-i ziyarat-ı münevverat bivech-i neca ev radu ez bera-yı sebat ömr ü devlet-i padişah-ı âlempenah Allahümme ve âle min vâlâhu ve reâdî min âdâhu iltimas-ı fatiha fatiha nemud bi ihlas-ı handend ve dua-yı müminin ve müminat ve müslimin ve müslimat goft karin-i icabet bad ba’de ez edâ-yı ziyarat iltimas-ı sefariyi nemud iyn kelime çend mestur şod ta der hin muracaat bevatan-ı hod şahid …bud çün benazar-ı kimya ibra mirar ve vüzerai zevil iktidar ve sadat-ı ızam ve meşayihi kiram ve kudat-ı İslam medde zıllıhum fil eyyam ila yevmil kıyam müşrif şod (sonu eksiktir)…

Yanda ve neslihi seyyid nebi b. Abdullah ve neslihi karındaşı seyyid Hüseyin ve evladı evladı seyyid kulu ve biraderi seyyid Muhammed rahmetullahi aleyh.

Türkiye Türkçesine Çevirisi

Şüphesiz o, yüce kitabın emridir.

Elimizde büyük (eksik)vardır

Allahım bizden yaptığımız hayırları kabul et, şüphesiz sen işiten ve görensin.

Allah bağışlayandır, hidayet verendir.

Kim gereklerini yerine getirerek Hüseyin’i ziyaret ederse, Allah’ı arşı âlâda ziyaret etmiş gibidir.

Seçkin imamların Allah’a yakınlıklarından elde ettiklerini, arifler için uymaları gereken bir yol olarak tâyin eden ve evliyaların mezarlarını gelip ziyaret edenler için Ka’be gibi kutsal kılan Allah’a şükürler olsun. Çünkü bu kimseler, gelmiş ve gelecek olanların en üstünleridir ve onları sevmek herkes için bir görev, bir borçtur.

Selâm ve duanın en güzeli, peygamberlerin efendisi, günahkârların şefaatçisi ve âlemlerin rabbinin peygamberi, safların ve temizlerin temizi Muhammed Mustafa’ya, yakınlarına ve uzaklarına şefaatçi olan müminlerin emiri Ebu Talib oğlu Ali’ye, fazilet ve ilmin kaynağı imam Hüseyn’e, Allah’ın sınırlarını çiğnemeyen İmam Zeynelabidin’e, gerçeğin savunucusu ve ışığı İmam Muhammed Bakır’a, hakikatin sözcüsü İmam Cafer Sadık’a, âlemin nuru ve ışığı İmam Musa Kâzım’a, sağlam dayanak ve Allah’ın keskin kılıcı Musa oğlu Ali er Rıza’ya, doğruların yardımcısı İmam Muhammed el Cevad’a, inananların en hayırlısı ve büyük İmam Ali el Hadi’ye, parlak nur ve istikamet sahibi Hasan el Askerî’ye, imanın nurlu temsilcisi İmam Hasan oğlu Muhammed el-Mehdi sahibüz zamana olsun.

Evliyayı kiramın yüce mezarlarını usulüne uygun ve erkân üzere ziyaret edip onlara niyaz eden Seyyid Tahirüddin oğlu Mahmud -Allah ömrünü uzun etsin ve maneviyatını arttırsın- birçok ulema ve meşayihin mezarını ziyaretinden sonra Kufe ve Necef’teki büyük mescitlere varıp yüz sürüp daha sonra da Hazreti Ali Efendimizin mezarını, şartlarını yerine getirmek suretiyle ziyaret etmiş olup buralarda gerek padişah efendimize ve gerekse müminlere duada bulunmuştur. Bunları yaptıktan sonra sağ salim vatanına dönmüştür. Dönünce kendisini gerek devlet ve gerekse ulemadan birçok kişi ziyaret etmiştir (bundan sonraki bölüm eksiktir)…

BELGE 2

Şecere

(Başta üç adet hilye var)

hüvel fettah

hüver Rezzak

nasrun minallahi ve fethun garib ve beşşiril mü’minin ya Muhammed

Bismillahirrahmanirrahim ve bihi nesteînü

kul la es’elüküm aleyhi ecran illel meveddeti fil kurba

inna fetahna leke fethan mübina liyağfira lekellâhü ma tekaddeme min zenbike ve mâ teahhara ve yütimme ni’metehu aleyke ve yehdiyeke sıratan müstekima ve yensurakallahu nasran aziza.

Bismillahirrahmanirrahim




Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:
TEBDER KURULUMUDUR