TEBDER KURULUMUDUR
MANA YAZILARI
ALEVİLİK İNANCININ ÖZLERİ

Aşiret Düzeni

  • "AŞİRET DÜZENİ"

    Aşiret düzeni
    13 Ağustos 2014, 17:30

    Aşiret düzeni

    Aşiret düzeni, bir ümmetçilik gibidir, herkesin kendinde yapılandırdığı, zorla dayattığı bir sistemin geliştirildiği maalesef doğru teşhis edemediği Terör ülkeler arsanda, terör ile yerini alan bir savaş aracıdır.

    Su, maden, toprak, hazine ve Enerji kaynakları savaşını veren, başkalarının kuklası olan taşeronluğunu yapanlar, bunlar seçilen yetiştirilen belirli bir mevki ye getirilen en başta gelen aktör olmuştur ABD İsrail tarafından Avrupa NATO tarafından kullanılmış bir cinayet şebekesidir.

    Din adına İslam diye yutturdukları, süfyaniliktir kafirliktir, bunlar el kaidesı ve din adına yüzlerce işid dene belanın İstedikleri çizgiye çekmek isteyen ülke gizli servislerinin işi olduğu üstü kapalı olarak ülkemizi yönetenler tarafından da ifade edilmiştir. ABD’nin Ortadoğu dünya petrollerini kontrol etmekteki amacı kendine rakip olabilecek Çin ve Almanya, Fransa gibi Avrupa ülkelerinin bu bölgeyi ve o bölgeleri kontrolünü engellemektir. ABD’nin Ortadoğu petrolüne ihtiyacı yoktur ama ne Çin’de ne de Avrupa’da petrol yoktur.

    Terör örgütlerini besleyen destekleyen paralel yapıların hareket ettirenlerdir, halkların birlikten uzak olmasını isteyenler laik çağdaş cumhuriyetine bağlı kalmasını istemeyenler, tek bağlılığın kendine olmasını arzulayan, kendi çıkarları için her ülkeleri tehdit eden yok bilen gücü ile hareket etmesini engellemek ve bölgede Türk-Kürt çatışması ile enerji kaynaklarının kontrolünde Türkiye’yi devreden çıkarmak ya da kendine paralel siyaset izlemesi için kullanmaktadır. Bu madalyonun bir tarafıdır. Öteki tarafında Türkiye vardır. Hatalar, ihmaller, yanlışlıklarla dolu bir dönem çıkar karşımıza. Sesini çıkartmayanlar birlik içinde olmayanlar haram sofralarında sefa sürenler dış ülkelere bağlı kalmakla ülkenin bölünmesinden parçalanmasından olanlar feodal yapıyı değiştirmeyenler Amerikan emperyalizmine İsrail Siyonizm ine karşı gelmeyen katiller topluluklar inini ciddi saymayan en büyük tehlikeleri yarattığını gizleyenlerdir.

    Aşiret düzeni Türkiye’nin milli dokusunda büyük bir sosyal, psikolojik, ekonomik, siyasal ve kültürel tahribat yaratmıştır. “bölücü örgüt” tanımlaması yapmasıdır. Ağalık-aşiret düzenine karşı mücadele etmek, aşiret töre, ağa baskısından kurtarmak istemeyenler çıkarlarını bir korurlar, kapsamlı bir toprak reformunu yapsaydı, demokratik ve hukuki hakları bütün ülkeye yayan bir düzen sağlayarak ağa patron devlet çeteciliği olmasaydı, bu yaşadıklarımızın hiç birinin bu yoğunlukta, bu bedelde olmazdı denilebilir törelere riayet zorunluluğu vardır. Töre ağanın egemenliğidir denir onların sözü ile buda yanlışın açılımıdır. Hukuk yoktur töre vardır. Hukuk devlet, töre aşiret ağası demektir. Aşiret ağasının egemen olduğu yerde devlet egemenliği aslında yok demektir Oradaki aşiret yapısı terör yapısı, dindar diye geçinenlerin yobazlık bağnazlık yapısı, yolun yezitti olmalarının yapısı, “bölücü örgüt” sıfatı aldı. Bu sıfat bölgedeki aşiret düzeninin Ankara’ya ulaştırdığı ve Ankara’nın hatalı bir biçimde bu sıfatı vermesiyle Türkiye’nin her yerinde her bir vatandaş kendi halkına karşı cinayetler işleyen sıradan bir terör örgütünü “bölücü” olarak tanıdı ve kabul etti.

    Devleti yönetenler tarafından “bölücü” sıfatı resmen verilmekle Türkiye en büyük hatalarından birisini yapmış oldu. Zira bir devlet bir terör örgütüne “bölücü” sıfatını yakıştırdığı anda onun siyasi bir örgüt haline getirmiş, siyasallaştırmış, siyasi hedefini resmen kabul etmiş ve gerçekleşebilir saymış olur. Aşiret düzeni Bir örgüte “bölücü örgüt” dediğinizde onu kendi ağzınızla “gerilla” ilan etmiş olursunuz. Kendi elinizle siyasallaştırmış olursunuz. Terör örgütü ile özdeşleştirmek, dolayısıyla 1,5 milyon insanın bölücü talepte bulunduğunu ve Türkiye’den ayrılmak istediğini kabul etmek anlamı taşıdığı için, resmen bu sıfatı vermek Türkiye açısından tarihsel bir hatadır. Türkiye’yi bölmek veya başkaca bir örgütün haddine değildir. Türkiye bölünemez. Türkiye’yi bölerse ancak Ankara böler Üstelik bunu sadece gaflet ve dalaletle dahi beceremez, doğrudan Türkiye’yi bölmeye yönelik hain bir iradenin Ankara’ya hâkim olması gerekir. Bu ihtimal ise mümkün, tayibin iktidar olması kılların efendisi seçilmiş olmasıdır,

    Öyleyse ülkemizi yönetenler, yayın basın sosyal medya,ve mecliste olan vatan hainleri vatan hainliğini sürdürenler aydınım sosyalistim devrimciyim laik çağdaşım diye geçinenler , siyasetçiler ve halk sabah akşam “bölünme” tehlikesi konuşmaktan “bölücü örgüt” demekten vazgeçmelidir. Desteğini vermekten yandaşı yalak ası olmaktan vaz geçmelidir, şerefini satanlar ile olmamalıdır, aşiret yapısını sona erdirecek ve bölge halkını aşiret- töre sömürüsünden kurtarıp birey haline getirecek bir “Toprak Reformu ”nu düşünmemektedir neden?

    Devletin ve siyasi partilerin hala aşiret ağalarıyla bölgede ittifak yapmaları sorunun çözümünü engelleyen bir büyük hatadır. Silahlı unsurlar savaş yöntemleriyle elbette bertaraf edilmelidir. Âmâ bu sorunu çözmez, sadece çözümüne uygun ortam sağlar. Çözüm için ise devlet egemenliğini tartışılır hale aşiret-töre düzenini, ağaların yönettiği feodal yapıyı sona erdirerek Toprak Reformu dâhil yapısal reformların hızla yapılmasıdır. Ettiren, onların korkusu ezici sömürgesini kaybetmektir, manada ise köle yaratanlar kölelerini kaybetmektir, ağa patron devletin çeteleşmesi feodal yapının temelidir çatı gücüdür.

    Aşiret düzeni halkçılığa devrimciliğe laik çağdaçlığa atasına vatanına bayrağına sosyalizme karşıdır, IMF ve Dünya Bankası yetkililerine Demokrasi, özgürlük, açılım gibi kavramların arkasına saklananlar emperyalizmin ağa patron devlet çeteciliğin babalarını savunmayı sürdürüyorlar. Bunlar emek-sermaye çelişkisini hiç dillendirmiyorlar. Her etnik kökenden yurttaşımızın en temel haklarından biridir. Emeğin en yüce değer olduğunu savunmak da işçi sınıfının hakkıdır, vatandaşın eşit olması eşit hakların savunması vatanseverliktir, Yeni dünya düzeni diyenler özellikle gelişmekte olan ülkelerde, kendi egemenliklerini sürdürmek için sendikasızlaştırarak işçi sınıfının demokratik örgütlenmesini engellerler. Çünkü çıkarlarına ters düşer işçi sınıfının örgütlü gücü! Siyasal iktidarın ABD’nin eline tutuşturduğu “yol haritasıyla” acılımlar, paketler, sorununu çözeceğini söylemesi, bir kandırmaca, etnik yarayı kaşımadır. Kendi çıkarlarını koruyan sosyalist partilere destek verseler başta “ Türk Kürt Laz Çerkez alevi sünün her toplumların Sorunu” olmak üzere tüm sorunlar çözülür. İşçi sınıfının örgütlü, demokratik siyasal gücünün temsilcisi sosyalistler en azından “tek çatı” altında toplanır Meclis’e girer, kaba milliyetçiliğe ödün veren sosyal demokrat partileri sağ veya sol kendilerine getirir. Mecliste olan partiler Türkiye’de toprak reformu yapılmasını hiç istediler mi?

    1950 seçimlerinden bugüne değin geçen süreçte hangi parti, emekçileri, topraksızları aday yaptı söyler misiniz? 12 Eylül askeri faşizminin getirdiği Partiler ve Seçim Yasası, Türkiye için yüz karasıdır. Bu kaygı, insanların oluşturduğu siyasi bir organizasyon olan devletler içinde geçerlidir. Devletlerin varlık sebepleri içerisinde yer alan en önemli unsurlardan biri de bu kaygıyı gidermektir. Kamu güvenliği, bir devlette halka sağlanan can ve mal güvenliği olarak tanımlanmıştır. Bu güvenliğin sağlanması her devletin toplumsal yapısına göre değişiklik arz etmiş, devletlerin politikalarına göre şekillenerek, Kamu Güvenliği, kriminolog ya da siyasi şiddetin ülke içerisinde yok edilmesi anlamı da taşımaktadır. Adam kaçırma, cinayet, kavga, başkaldırı, terör kurmak ,kundaklama ve tehdit şeklinde tanımlanabilir. Kamu güvenliğinin sağlanması halinde bu tür aktiviteler barışı kardeşliği özgürlüğü halklarına vereceği sonsuz güveni olmalıdır, Her ülkenin güvenlik algısı toplum yapısına ve bulunduğu koşullara göre değişebilmektedir.
  • Türkiye’nin de kendine has güvenlik algısında yer alan unsurlar, batıdan doğuya gidildikçe farklılaşmakta ve çeşitlenmektedir. Bu durum doğunun toplumsal yapısının aşiret düzeni şeklinde olmasından da kaynaklanmaktadır. Yine de etkisini devam ettirmektedir. Şehirleşme ile beraber doğunun aşiret liderlerinin, kendisine bağlı olan bireyler üzerindeki etkisi bir yüzyıl öncesine göre değerlendirildiğinde erozyona uğramış görünse bile özellikle kırsal bölgelerde hala etki ve gücü devam etmektedir Bu durum bölgede otoritenin sağlanmasında kolaylaştırıcı bir etki yaratmaktadır. Devlet otoritesini kabul etmeyen bazı aşiret liderlerinin de desteklediği grupların varlığı imkân sağlamaktadır Bu örgütün gücü iç yapısal zafiyetlerle birlikte, dış desteklerden gelmektedir. Tarihi süreç incelendiğinde görülecektir ki Türkiye’yi içine kapatan ve oyalamaya yönelik terör olgusu belli tarihsel süreçlerin bir sonucudur. Terör ve ayrılıkçı faaliyetlerin yoğunluk arz ettiği bir devlettir.

    Osmanlı döneminden tevarüs eden birçok problemin de kaynağıdır. Bu durum günümüzde de devam etmektedir, birde ker beladan beri hüseyinden olanlara karşı bir savaş vardır sevmeme, devleti yönetenlerin içinde bunlar olmamalıdır, yolun yeziti olmamalıdır, sevdirmeme, insan boğazlama ile tehdit eden ker belalar yaratanlar vardır, devlete karşı aldıkları pozisyonların gerçek sebeplerini de keşfetmemizi sağlayacaktır.

    Her aşiret geldikleri yörenin coğrafi özelliklerinin tesiri de dâhil olmak üzere birçok faktörün etkisinde kalmıştır. Aşiretlerin göç ettikleri bölgelerin topografyasını ve tarihi dokusunu bilmemizin gerekliliğini de göstermektedir. Bu bilinçle genellikle kamu sektöründe görev alan memurlar tarafından güvenliği ilgilendiren ve aşiretlerin konu edildiği çeşitli raporlar hazırlanmıştır. Kendi dönemleri açısından aşiretlerin güncel bilgileri verilmiştir. Bu bilgiler arasında aşiretlerin, devlete karşı muti olup olmadığı, silah durumu, canlı hayvan ve aşiret fertlerinin sayısı gibi bilgiler bulunmaktadır. Bunun yanında söz konusu raporlar, kişilerin beyanlarına dayandığından doğruluğu tartışılabilir bilgiler de içermektedir. Aşiretlerin sosyal yapısının analiz edilmediğini görmekteyiz. Bölücü terörü sona erdirmesinde hiç şüphesiz aşınmış güçlerine rağmen aşiretlerin bölgede aldığı pozisyonun iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Korucuların devlete karşı olan güven eksikliğinin giderilmesi, devletin bölgede gücünü ve otoritesini hissettirmesi ile mümkün değildir

    Devletin güvenliği merkezi otoritenin vasıtalarıyla sağlanamaması halinde, değişen şartlar da göz önüne alınarak tekrardan kaçınmak şartıyla, her patinin siyası gücü terör gücü olmadan kuruluşunda takip edilen yola benzer bazı adımların atılması bölgede hem aşiretleri devlete daha fazla yaklaştıracak hem bölgedeki etkinliğine ciddi bir darbe vuracaktır. Bunun yanında aşiretlere, yapılarına ve imkânlarına bağlı olarak sorumluluklar yüklenmesi devleti sahiplenmelerini sağlayacaktır. Bu şekilde aşiretlerin potansiyelinin doğru kullanımı mümkün olabilir.

    Aşiret mensuplarının ileriye dönük olarak eğitim seviyesinin yükseltilmesi amacıyla çocuklarının nitelikli okullarda yetiştirilmesi, problemlerin çözümüne katkı sağlayabilir. Kalkınma planlarının hazırlanmasında aşiret ve bölgedeki kanaat önderlerinin görüş ve düşünceleri dikkate alınmalı, aynı zamanda aşiret ileri gelenlerinin ve devletin kamu görevlilerinin toplandığı müşavere heyetleri oluşturulmalıdır. Bölgedeki terörün son erdirilmesinde olumlu sonuca ulaşmak için her aşiretin ayrı ayrı ele alındığı ve sosyal dokunun incelendiği akademik çalışmalara da her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunu da belirtmek gerekir.

    Türkiye’nin özellikle doğusundaki Aşiret düzenine bağlı olarak gelişen aynı akraba soyunda gelenlerin tarım işçisi olarak çalışması 1929 yılında Mustafa Kemal Atatürk döneminde Topraksız halka toprak dağıtmak amacıyla çıkarılan Toprak Reformu Kanun’u sonrası 2. dünya savaşına bağlı ekonomik krizler çıkınca bu krizle bahane edilerek Toprak Reformunda başarılı olunamamıştır. Devlete ait hazine arazileri sonradan gelen çok partili düzen ve siyasilerin verdiği sözler üzerine aşiretlere (Aşiret Ağalarına) verilmiş, köylüler topraksız kalmış, Ağalık düzenine boyun eğmek zorunda bırakılmışlardır.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:
TEBDER KURULUMUDUR