TEBDER KURULUMUDUR
MANA YAZILARI
ALEVİLİK İNANCININ ÖZLERİ

Kuyucu Murat Zulmü

KUYUCU MURAT PAŞA’NIN KELİT BÖLGESİNDEKİ, TÜRKMEN  KATLİAMI 

       Bazı  kaynaklara  göre  Kürt  asıllı, bazılarına  göre de  Hırvat  asıllı  Kuyucu  Murat  Paşa, Nakşibendi  Tarikatındandır.6-12-1606 ‘ da  Sadrazam  olduktan  hemen  sonra  Anadolu’da  geniş  çaplı  “Celali  grupları  temizleme”  adıyla  Türkmen  katliamı  hareketi  başlatır.   Çorum’dan  başlayan  Kızılbaş  Türkmen  avı, Amasya, Tokat, Yozgat, Şarkikarahisar  çizgisiyle  Doğu  Kara  Deniz  kıyılarına  Keşap  ve  Giresun’a  kadar  uzanır. Alevi  Türkmenlerini  diri  diri  kazdırdığı  kuyulara  gömdürür.  Kuyucu  Murat  Paşa  bu  katliamı  Kelit   bölgesinde  yapar. Tahminen  20  bin  kişi  katleder. Kuyucu  Murat  Paşa’nın  “Celali  seferi”  sonrası  zülüm   ve   korku   ile  vergi  borcu  yüzünden  , köylerini   terk  eden  halkın   dönüşünü  sağlamak  için ; Padişah  I’nci  Ahmet  , H. 1018 tarihli Adalet  Fermanı  yayınlayarak   köylünün  borcunu  üç  yıl  erteler. Ayaklanan  halkı  afeder. Kuyucu  Murat  Paşanın  Kelit  bölgesinde  ki,  Hubyarlı  Türkmen  Katliamı :  Kuyucu  Murat  Paşa   Çorum  ve  Yozgat  üzerinden  Buzluk  Dağları’nın  ortası  Kelit  Bölgesine  gelir. (1607)  Ordusuyla  Hüsrev  Paşanın  yerleştiği  Çuhadar  Karargahına  yerleşir.  Tabi  O  gelmeden  Bölgedeki  Türkmenler  Tedbirini  almış  yaşlı, çocuk  ve  kadınları  kışlık  obalarında  bırakarak  savaş  gücü  olan  kadın  erkek  başlarında  pir  ve  bilge  kişi  liderleri  olmak  üzere  gruplar  halinde  bölgenin  ormanlık  arazilerine  dağılmışlar. Gelinlik  kız  ve kadınlarını Kızlar  Seküsüne  ve  erkek  genç  delikanlı  çocuklarını  Kızoğlu  mevkine  gizlemişler. Başlarına  koruyucu  Türkmen  yiğitlerini  bırakmışlar. Yüksek  Dağ  başlarına  gözcü liderleri  yerleştirmişler. Hüsrev  Paşaya  karşı  aldıkları  Düzeni  tekrarlamışlardır. Kuyucu  Murat  Paşa  yine  Türk  ve  Türkmen  soylu  yeniçeri  olmayan  yabancı  kökenli   askerleriyle  bölgeyi  kolaçan  etmişler. Yaşlı,  çocuk  ve  kadınların  bulunduğu  Türkmen   obalarını   bulmuşlar. Sorgulamışlar. Türkmenlerin  ağzından  akrabalarının   nereye  gittiğini  öğrenemeyince de  bu   obalarda  ki,  Halkı  Bu  künkü   Kelit  (Ulutepe Beldesi)’nin  güneyinde  Kevenlik   Dağının  güney  arkasında, Genalanın  güneyinde  yaylalar  ve  İnce  özün  kuzeyinde  ve  Dikmen  Tepesinin  doğu  altında  ve  Zile  yolu  kenarında  bugün  “Kamgalı”  denen  “Kamlı  Dere’ye  onbinlerce  Türkmeni  toplamışlar  ve  etraflarını  askerlerle  kuşatmışlar. Bir yığın  askerlere  de   Kamlı  derenin   alt  bölümündeki  yumuşak  topraklı  bölgesine   50-100  kişi  gömüle  bilecek  (toplu  mezar)  Kuyuları  kazdırmaya  başlamış  ve  Dağdakiler   görürde  Teslim  olurlar  diye de  beklemişler. Dağlardaki  Gözcü  Türkmen  liderleri  olayı  ve  niyetlerini   görmüşler. Fakat  gelip  teslim  olmamışlar.Bu  kararlarını  birbirlerine  bildirmişler. Dağlarda‘kilerin  teslim  olmayacaklarını  anlayan  Kuyucu  Murat  Paşa  Askerlerine , Türkmenleri   Kuyulara  gömerek  imha  etmeleri  emrini  verir. Askerler  takım  takım   “Kamlı  Dere’ye”  gelir.  Türkmenlerin  arasından  50-100  Kişi  seçer  ve  tek  sıra  halinde  Kuyulara  doğru  götürürler. Askerler  bu  grupları   seçip  götürürlerken   “Kamlı  Deredeki”  halk  ellerini  havaya  kaldırır  hep  bir   ağızdan  “KELİTLER  (Uyuz  Köpekler) ve  Yezitler”  diye  slogan  atarlar. Bunun  açık  anlamı:  “Kelit,  uyuz  it, Yezit “ oğlumuzu  , uşağımızı , kızımızı, gelinimizi  nereye  götürüyorsunuz?  Suvaliyle  onların  ölüme  gittiklerini  biliyorlardı. Ama  yapacak  bir şeyleri  yoktu . Çaresizdiler. Karşılarında   Devlet   gücü  vardı. Askerler  götürdükleri  Türkmenleri  Kazılmış  kuyu’nun  etrafına  sıra  ile  diziyor  süngüleyip  diri, diri  elbisesiyle  kuyuya  itiyordu. Kuyu  biraz  dolunca  üzerlerine  toprak  atılıyor. Dolmamışsa  bir   grup  daha  getirilip  kuyu  dolduruluyordu. Ve  üzerleri  taş  ve  toprakla   iyice  örtülüyordu. Yüzlerce  binlerce  kuyu  bu  şekilde   dolduruldu. Kuyu   Kazmaktan  askerler  usandı. Bölgede  kuyu  kazacak   yumuşak   topraklı  yer  kalmadı. Yufka  kuyular  kazdılar.  İnsanları  sıra  sıra   yatırıp  üstlerini  örttüler. Daha  çok  insan  vardı. Kuyu  kazmaya   devam  ettiler.  Bir  taraftan da  fikir  değiştirdiler  Kamlı  derenin  güney  ucunda  gür  ormanlık  bir  bölge  vardı  . Burada  koca  koca  meşe  ağaçlarını  keserek  ,yufka  bir  çukurun  tabanına  kaygan  kireç  taşlarını  döşediler. Bunun  üzerine  göklere  direk  olacak  biçimde  ateşler  yaktılar. Kamlı  Dere’nin  Batı  Güneye   giden  ucundan  askerler  Türkmen  gruplarını  bu  ateşlerin  yanına  götürdüler. Oradaki  askerler  getirilen  Türkmenleri  Tutup  tutup  ateşe  attılar. İlikleri,  kemikleri   kalmadan  yandılar. Sadece  etrafı  koku  sardı. İşte  Türkmenler   bu   yerde   bu  şekillerde  Kuyucu  Murat  Paşa  Tarafından  Bazı kaynaklarda  belirtilen   20 bin  Türkmen  böyle  imha  edildi. 1606/ 1607  yıllarında. Benim   Çocukluğumda  5-6  kuyu   duruyordu. İmha  edecek  adam  kalmamış , kazılan  bu  kuyular   boş  kalmış  olduğu  gibi  duruyordu. Kanberin  oğlu  Hüseyin   kuyuları  taşla  doldurmuş  üzerine   toprak  atarak   tarla  yapmış. 1985 yılında  bunu  bana  sorduğumda  kendisi  anlattı. Yeğenim  olur. Şimdi  bölge  halkı  bu  kuyuların  kazıldığı  Dere’ye   “Kuyuların  Dere”  derler.  Ateş  yakılan  yerlere  de   Fırınlı  mevki  diye  çağırırlar. “Kamlı”  dereye de   “Kamgalı”  derler. Bu  yerler  bilimsel  kişilerce   incelense  bu  olayın  izleri  bulunabilir. Kuyucu  Murat  Paşa  ve  Askerleri  halkın  imha  hareketi  bittikten  sonra   askerleriyle   ormanlık   bölgelere  ve  gözcü  tepelerine  yönelmişler.  Oralarda  da   bir  çok   kişiyi   öldürmüşler. 45  tanede   Lider  gözcü  eren  ve  bilge  kişiyi  yakalayıp   öldürmüşler. Bunlar  elebaşı  diye  Kellelerini  kesip  , Padişah’a   göstermek  amacıyla  İstanbul’a   göndermişler. Bedenlerini  öldürdükleri   yerde  bırakmışlar. Sonra  Türkmenler  bu  bedenleri  buldukları  yerlere  gömerek  bu   ulu   zatlar  adına  Türbeler   yaptırmışlar.  Bugün  bir  çokları  Ziyaretgahtır. (Erikli  Kara  Hasan  Baba)  , Dikmen  Baba, Buyur Abdal (Buğur), Sarıkaya  Baba  (Sarı Satılmış)  ,  Yağcı  Abdal  Baba, Ayan  Dede.  Öksüz  Dede, Arap  Baba, Dikmen  Babanın Kardeşi, Elik  Baba,  Essah  Mezarlığında  yatan  Babalar  Türkmen  önderleridir. Gerçek  isimleri  bilinmiyor. Bu  isimler  “Kod Adlarıdır” İstanbul’a   gönderilen  45  Türkmen  önderi  kellelerini  Padişah  görür. Bu  kelleleri  Yeniçeri  Askerlerine  verin   götürüp   Yedikule  mezarlığına  gömsünler diye  buyurur. Getirenler  bu  kelleleri  Yeniçeri  askerlerine  teslim  ederler. Yeniçeri  askerleri  getirenlerden  bu  kellelerin  tek  tek  isimlerini  ve  derecelerini  niçin  ve  nerede  öldürüldüklerini  öğrenir. Öyle  Teslim  alırlar. Getirenler   Erikli “Kara  Hasan  Baba’yı”  grubun  lideriymiş  diye   taktim  ederler. Bunların  hepsi  kızılbaşmış   diye  söylerler. Teslim  alan  askerler , Trakyalı Bektaşi, Bedrettinli , Kalenderi  ve  haydari Türkmen  yeniçeri  askerleriymişler.  bunlar  kelleleri  getiren  askerlerden  kellerin.  kimkiklerini  ve  keramet derece  ve  mertebelerini  öğrenmişler. Bu   45  kelleyi  diğerlerinden  alıp Bu gün Zeytinburnu belediyesi sınırları için de bulunan eski deri fabrikaları yerinde ,o zamanlar  Ermeni  Papazlara   ait   çayırlık  , dut, zeytin bahçesi ola yere gömmüşler.. Kabir  türbeye  ERİKLİ  BABA  türbesi  adını  vermişler. Kelleleri getiren askerler Bektaşi yeniçerilere bu 45 kellenin içinde en uluları ve keramet sahibi olan kişi ERİKLİ BABA’ imiş diye  söyledikleri için onlarda türbeye ERİKLİ BABA türbesi demişler. Aradan yıllar geçtikten sonra, İstanbul da  Mevlevi, Nakşibendi ve Bektaşi TEKKE ve Dergahları açılmaya başlayınca ve serbest bırakılınca  Bektaşi Yeni çeriler  Erikli  Baba  türbesinin  üzerine  genişçe  ahşap Tek katlı bir bina yaptırmışlar. Bu bina da bir Dergah  evi, bir mutfak ve kurban kesme yeri, Bir kaç oda misafirhane bulunmaktaydı.  Büyükce bir  arsası  vardı. Etrafı  duvarla  çevriliydi. Bahçesi   ağaçlıktı. Tekke de Arnavut, Türkmen Bektaşi dervişleri,  Babaları vardı . Bunlar  balkan  ülkelerinden gelmişlerdi. Bura  da  öğretmen  görevi  yapıyorlardı.  0  zamanlar Balkanlar da bulunan Bektaşi Alevi Türkmen ve Arnavutların,  Dede,  Babaları,  mürşitleri   kalmamıştı . Horasandan, Anadolu’dan  balkanlara  sürülen  Seyit Ali Sultan,  (Kızıl Deli)  Oğulları  Mürsel Baba,(Demir Baba)  Küçük  oğlu  Hürsem şah  (Otman  Baba)  Akyazılı  Sultan,  Sarı  Saltuk  Sultan    gibi   Soy  ve  Kökeni  Hz. Ali’ye  dayanan (SEYİT) soyu kalmamıştı. Sebebi  ise  bu  soy  ailelerin  (dede,babaların)  çoğu  kasıtlı  olarak  bir  suç  isnat  edip padişah  fermanıyla   paşalar  öldürmüştür.  Gine  kasıtlı  olarak, bu  kişi­lerin  soylarını kurutmak için halk arasına ve devlet yöneticilerine,  Safsata  bir  düşünce  ortaya koymuşlardı.  Buda  ‘Hacı ]BEKTAŞ  hiç  evlenmedi. MüCERRİT’tir. “  Dede babalar evlenmez,  Mücerit olur. Osmanlı  kendi  Tayın ettiği   ve  saygınlık  kazandırdığı  Dede,  Babalara  bu  telkinde  bulunurdu. Onların  bir çoğu da  safça  bu  telkinlere  uydular.  Ev  ocak, oğul  uşak  sahibi  olursa, Mal  mülk  sahibi de  olur. Dünya malına gönül verir, O zaman da keramet sahibi olamaz  .  Yalancı mürşit olur diyerek ulu  soydan ve Seyit soyundan gelen dede,babaların soyları kurudu.  Bu Osmanlının  gizli  bir oyunuydu.  Sanıyordu  ki  bu  insanlar  Dede,  Babasız.  Kalırlarsa  Ehli  sünnet olur. Sünnileşirler. yine de  bu  böyle  olmadı. Dedesiz, Babasız  kalan  Balkan  Bektaşi Türkmenleri Köy halkı arasından saygınlığı olan ve bilgisiyle bu işe uygun kimseleri demokratik bir yolla seçerek  bu  makama  oturturdular. Bu postları boş bırakmadılar. Yollarını biraz sade olsa da sürdürdüler.Ehli sünnet olmadılar. İşte  Yedi  küle  çayırın’da (ERİKLİ  BABA )  Bektaşi  Tekkesini  kuran  Yeniçeri  askerleri   bu  soy Ailelerden Gelen   bu  kellelerin  sahipleri  adına  İzafe  olarak  Balkanlar da ki Türkmen Bektaşi köylerinden 15— 20 yaşların da soy,Aile ve  Akıllı  genç  delikanlı çocukları toplayarak  ERİKLİ   Baba tekkesine getirip yerleştirdiler.Yatacak yerleri vardı.  Yiyecek  yemek için kazanlar kaynıyordu.Bunları bilgilendirecek ve her konuyu öğretecek öğretmen Dede ,Babalar görev başındaydı. Onlara  manevi  himmet  verecek  45 ermişin huzurunda ve tekkesindeydiler.  Bu ermiş kişileri temsil etmek ve dergahların da bu yiğit,  ermiş Ehli Biat büyüklerini  yaşatmak ve halklarına onların himmetlerini, sunmak için gelen her genç delikanlı Dede, Baba  adaylarına  bu  kişilerin  ad ve isimlerini post adı olarak verdiler.Eğitim  ve  öğretim  devam  ettirilerek bu genç ,delikanlı  Dede,Babalar derviş Sertifikalarını ve el , etek  verme, Hırka, Taç giyme,  elembest  Kemeri  kuşanarak pirlerinden  destur  alarak  balkanlar  da  ki  köylerine  dönüp Dergahtaki postlarına oturarak  Dede, Babalık  görevlerine  başla­dılar. 1650 yıllarında . İşte  bu  45  yüce Türkmen büyüğü ,Anadolu’da  ki,  bunca  mücadeleleri  ve  çektikleri  cefalar  sonun  da Türkmenlik uğruna kellelerini ve canlarını verdikleri halde görevlerini bitirememiş olacaklar ki Anadolu’da ki bedenleriyle orada ki Türkmen­lere,ümit ve derman olmuşlar. Kelleleriyle  de  Balkanlar  da  ki  soydaşlarına ,  IŞIK tutmaya, YOL  yöntem göstermeye  devam  ederek  manevi  yaşamlarını  sürdürmüşlerdir.Yüce ALLAH’ım bu ne büyüklüktür.  Bu ne sırdır. Bu tekkede yetişen Dede,Babalar Balkanlarda ihtiyaç duyulan soy, Bilge, İlk başlangıcına  dönüşü  yeniden  canlandıran  Dede , Baba  ihtiyacını karşılamıştır. Bu tekke  de  Dede  yetiştirme  Osmanlı  padişahı ikinci  Mahmut’un,   Yeni çeri ocağını,  Bektaşi  Tekkelerini  kapatmasına kadar sürdürmüştür. Diğer tekkeler gibi bu tekkede kapatılıp, dağıtılmıştır.  Bu gün Balkanlar da bu tekkeden yetişip ve o 45 kellenin   adını  temsil  eden  dervişlerin  Bulgaristan da,  Arnavutlukta, Makedonya da ve Kosova da DİKMEN BABA  -ERİKLİ BABA- YAĞCI ABDAL BABA, BURAK  Baba gibi TEKKELER vardır.  Ziyaret  edilmektedir.  Horasan  Erleri  olarak  gösterilip ziyaretçilere izah etmektedirler. Gerçek  bilinmemektedir. Padışah İİ’ inci Mahmudun kapatmasıyla kapalı Duran Zeytinburnu   ERİKLİ   BABA   türbesi  Tokat -Reşadiyeli Zeytinburnu   Belediye   Başkanı  HASAN YILMAZ’ın   Eski Deri fabrikalarını yıkarken Fark ettiği   “ERİKLİ  BABA”   tekkesini   yıkmayarak   tamir   ettirmek amacıyla çoğunluğu Erzincanlı,Tunçeli ve Bulgaristanlı göçmenlerden  hali   vakti yerinde kişilerce   kurulan   bir  “ VAKFA”   teslim  etmiş,  Vakıflar  genel  müdürlüğünden alınarak   bu vakfa   teslimini,  tescilini   sağlamıştır.  Bu kişilerin  arasında   bir  kişide Turhalın   ERİKLİ Baba  Tekke   köyünden  vardır. Vakfın   Başkanı  sayın  ALİ   İBİŞ ‘e ve  Turhallı,  kişiye ve yönetim kurulu üyelerine Zeytinburnunda ki  Erikli Baba tekkesi hakkın da ki yukarıda anlattığım gerçek bilgileri verip meseleyi izah ettim.Onlar da bana Erikli   Baba   vakfini ve arsa arazilerinin tescilini ve yeni yapacakları binaların imar krokilerini gösterir bir dosya verdiler.  Halen dosya bendedir.  Bu insanlar tasarladıkları binanın   birinci  katını  yapmışlar ve Dergahı ziyarete açmışlar .  ­Cem yapılıp Kurbanlar kesilmektedir.1987 yılın dan itibaren açıktır.  Beni bir çok defa davet ettiler  ama gidemedim.  İşte  Erikli Baba, Dikmen Babaların   Kerametleri   budur.  Biri çıkar önlerini keser.  Öte bir yerden ortaya çıkar ışıklarını yaymaya ilkelerini sürdürmeye devam ederler.  Keramet bu...Biz yine dönelim Buzluk dağı  Çukuru    KELİT  BÖLGESİNE. Sayıları, Kabarıkken   onların  yiğitliğinden  korkup  dağlara  çıkamayan ormanlık bölgelere giremeyen Osmanlı Paşaları Hüsrev ,  Rüstem ve Kürt  askerleri,Türkmen yiğitlerinin Kazovaya Kalender Çelebi Şahı karşılamak için Dağ ve Ormanlardan  ayrılıp gittiklerini ve sadece dağlarda gözcülerin  kaldığını  öğrenir, öğrenmez  Kamlı  Dere’de işini  bitiren  Kürt  askerleri dağlara,ormanlara saldırmaktan   tereddüt  etmediler. İşte burada Türkmen yiğitleri büyük bir hata yaptılar.  Hem  aileleri  Dikmendeki, Ulu Tepede ki  gözcülerin  gözü  önünde  katledildiler. Ellerinden bir şey gelmedi. Hem de sayısı az kalan gözcüler dağlar da bulunup yakalanıp öldürüldüler.  Saklanan  Kız ve Erkek çocuklar sık, sık yer değiştirerek ve zaman,  zaman nehri geçip kayrak dağlarına sığınarak kurtuldular. Sik ormanlar içinde,kaya ve ağaç kovuklarında veya ağaç tepelerinde saklanıp  kurtulanlar  oldu. Yakalananlar, açıkta bulunanların  tümü  imha  edildiler. 1527 yılının yazında Kelit bölgesi boş kaldı.Osmanlı  Paşaları  Kürt ve Makedon Askerlerini alarak   Zile  kışlalarına  çekildiler.  Kürt  Askerleri  bir daha Diyarbakır şehrine dönmediler.Onların tümüne  Zile’nin Maşat Ovasından  verimli  topraklar  verilerek oraya denge  sağlamak için ve mükafat olarak yerleştirildiler.O gündür bu gündür orası kürt bölgesi oldu.Buraya bir kısım kürtte daha sonra  Kuyucu Murat paşanın yerleştirdiği rivayet olunur. 1565 yılından sonra,  bir küçük konuyu daha dile getirelim. Türkmenleri   Kuyulara,  Toplu   mezarlara ve Fırınlara atarak imha eden  Kuyucu  Murat  Paşa  Emirlerindeki  Kürt ve Makedon askerlerle  bu  işi   yapmışlardır.  1565  yılından  sonra  paşa  olan  Kürt Asıllı  Kuyucu   Murat  paşa  başka  bölgelerdeki  eşkıya Celalileri  de     kuyulara Doldurarak imha etmiştir. Bu hareketinden dolayı da kendisine Kuyucu Murat paşa lakap adı takılmıştır. Acaba  yetkisiz  bir   subay   olarak  daha  önce  Kelit   bölgesine  gelmiş  de     o  zaman  yapamadığını sadrazam  olunca  Türkmenleri  imha  etmiştir.  Akla şöyle bir  soru  geliyor.  Yoksa ? Hüsrev   paşanın Diyarbakır’dan getirdiği Kürt askerlerin Başında Kürt asıllı Murat bir  binbaşı, albay gibi ikinci derece ve emirleri  uygulayıcı   yetkiye  haiz  bir  subay  olarak  Kürt askerlerle   birlikte ve Hüsrev paşa’nın   emrinde  Kelit  Bölgesine  geldi. Küçük  çaplı  imha  olaylarında  bu  tarz  uygulamalar  yaparak bir tecrübemi   kazandı. Bu ilk uygulamasından  kazandığı  tecrübeyle  üstlerinden  iyi   sicil  alarak  1565 yılından sonra paşalığa yükseldiğinde yine eşkıyalar için görev alınca bu sefer birinci yetkili kişi olarak Kelit’te   Türkmenlere   uyguladığı  Kuyulara  gömerek  imha  etme  taktiğini  oralarda tekrar ederek ‘Kuyucu Murat Paşa ‘lakabını mı aldı? Yani  Kuyucu  Murat   paşa   bu   kuyuya  gömme   taktiğini   ilk   defa  paşa  olduktan   sonra   Kelit  bölgesinde mi   uyguladı. Yoksa  daha  evvelden  başka  paşaların  bu  tarz  uygulamalarını  görerek  oda  bu  tarz  uyğulamalarmı  yaptı. Çünkü  bölgeye  gelen  diğer  paşalarda  bu  tarz  imha  hareketinde  bulunmuşlardı. Bunu da belirttikten sonra Kelit bölgesin de   Türkmenlerin  ve  bu  imha  olayları  sırasın  da  bölge  coğrafyasında   bu  gün  için  birer  belge  niteliği  taşıyan ve 0 zaman içinde verilen Dağ,  tepe, ova, düzlük,  çeşme,  dere,  arazi gibi  yerlere  verilen  yer  ad ve isimleri ve türbe, kabir, mezar  gibi  izleri  sıralayarak  anlam ve yorumlarını yaparak  aşağıya   liste  halinde  sunalım.:

       Kaynak   Kitaplar:

       1)  V. Timuroğlu  : İnançları uğruna öldürülenler,  Ank. 1991 S. 86-98

       2)  Solak   zade   Tarihi    11. (Osmanlı  Tarihcisi)  S. 155-  213,

       3)  Müneccim   başı   Tarihi    11.  (Osmanlı   Tarihcisi)   S.  527.

       4)  Peçevi    Tarihi    1.    S. 94    (Osmanlı  Tarihcisi)

       5)  Meydan    Larousse    Ansk.  Cilt  2.  S.27 ,  meydan   Yayın   evi.

       6)  Büyük   Larousse    Sözlük:  Cilt   12,  S.  6218   Milliyet   yay.

       7)  Büyük   Larousse   Sözlük :   Cilt.  5    S.  2248   Milliyet   yay.

         Walther Hinz : Uzun hasan ve Şeyh Cüneyt 2. Bask.  Ank.1992                                                                              A.g.y. S.  16-17.

       9)  Abdul    Baki    Gölpınarlı:  Velayetname-i     Hacı   Bektaş

     10)  Nezihi   Aras  :  Gelin   Canlar   Birolalım.   24  Tarih   dizisi   14.  1. bask. Aralık    1978   hürriyet    yay.   Cağaloğlu   -İst.

     11)  Prof. Dr.  Fuat   Köprülü :  Abdal   Musa   vilayetnamesi.

     12)  Olayların geçtiği Kelit bölgesindeki Essah  Mezarlığı  ve  Türbeler.

     13)  Kamlı   dere,  Kuyuların   Dere,  Fırınlı   gibi   yer  adları.     

 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:
TEBDER KURULUMUDUR