TEBDER KURULUMUDUR
MANA YAZILARI
ALEVİLİK İNANCININ ÖZLERİ

Pir Sultan Abdal Gerçeği

PİR SULTAN ABDAL GERÇEĞİ

Şah Tahmasb zamanında İran’ın Hoy şehrinden Anadolu’ya gelip Sivas’ın Yıldızeli’nin Banaz Köyüne yerleşen -tahminen 1517/1519 genç bir delikanlı  olan- Pir Sultan Abdal, Celal Babanın yaptığı İlk ayaklanma’nın coşkusunu yaşamış ve propagandasının tesirlerine kapılmış ve küçük yaşta ozan ve şair olarak ortaya çıkmıştır. Bilgili, akıl yürüten, halka hitap edebilen ve ayaklanmalarda öncü bir katılımcı, enerjik ve fanatik bir ayaklanmacı olmuştur. Yalnız bir gerilla gibi baskınlara katılmak yerine , halk oyu, halk katılımı,  lider ve gerillalara cesaret, metanet ve moral verici katkılarda bulunmuştur. Yaşadığı yer olayların olduğu yerin içindedir. veya yanı başındadır. Kendisi ozan ve şair olunca toplulukların içine, Karar alınan merkez ve karargahlara girmesi ve görev talep etrnesi çok kolay olmuştur. Halk kamu oyu oluşturmak, destek talep etmek, Osmanlı’ya karşı Batı Anadolu da , Trakya da ve Balkanlarda yaşayan Türkmenlerin Osmanlı’ya baskılarını artırmak, o bölgelerde ayaklanma başlatmak, maddi ve manevi destek sağlamak amacıyla o bölgelere gönderilen heyetlerde yer almıştır. Bütün Türkmen Uluları’nın Türbe, Tekke, dergahlarını dolaşıp ziyaret ederek halkla temas kurmuştur. Deyişleriyle bölge Türkmenler’ini ve Dede, Babaları’nı etkilemiştir. Her dergahtan ötekine selam götürmüş ve bunu deyişlerle dile getirmiştir?

 Şöyle ki: Kazovadan yola çıkarak; Amasya’da Çoban dede türbesi, Merzifonda, Gani Baba Türbesi, Osmancıkta Koyun baba türbesi, Kırıkkalede Karpuzu büyük Hasan Dede, Keskinin Konur köyünde Kutbi Haydar Sultan türbesini, Hacı Bektaş dergahını ziyaret edip Dede Baba Şeyh Kalender Çelebinin bu harekete katılmasını talep etmiş fakat biraz isteksiz görmüştür. Yumuşatmak için (Şah) kelimesininse içinde geçen bir çok deyişle hitapta bulunmuştur. Ayrıca Balkanlarda ki Türkmen dergahları üstünde nüfus sahibi olan Bektaşi Dede babaları’nı yanına alarak Trakya’ya ve Balkanlara geçmiştir. Dimetokada, Seyit Ali Sultan Dergahı’nı, Oradan Kırcaali’ye ve oradan Haskova’nın Tekke  köyünde, “Otman  Baba” tekkesi’ne gitmiş, Dede baba Kiçi Sultan’la görüşüp yardım talep etmiş. Oradan Şumnu sancağına geçerek Demir Baba ve Kızıl deli sultan dergahları’nı ziyaret etmiştir. Gittiği her yerde halkın coşkusuyla karşılaşmış, büyük itibar görmüştür. deyiş­leriyle halkı büyülemiştir. Bu gün dahi bu saydığım dergahlarda Pir Sultan’ın  deyişleri  Sivas yöresinden daha çok söylenir.  Pir Sultan Abdal’ın bu yerleri dolaştığını yine onun ağzından ve Şiir ve deyişlerinden öğreniyoruz. Fakat olayları tamı, tamına bilmeyen insanlar bunları yorumlayamamıştır veya saptırmıştır. Çünkü şimdiye kadar bu konuda kitap yazanlar, fikir söyleyenler dışarıdan kimseler­dir. Türkmen halkı’nın içinden çıkmamış ve bu burukluğu yaşamamış, Halk efsanelerini dede, babalarından duymamış bu olayların kalan izlerinden habersiz kimselerdir. Genlerinde uyarıcı, mesaj verici bir nitelikleri ve nicelikleri yoktur. Bilgisiz bazı Türkmen kişilerinden, yalan yanlış bilgiler toplayarak ve Osmanlı siyasi ve yanlı tarih­ine, bakarak ve yine Osmanlı belgelerine sığınarak kitaplar yazmışlar , yorumlar yapmışlardır. Çoğu kez gerçek gizli kalmıştır. Şimdi bunları doğrular nitelikte   Pir  Sultan’dan  Deyişler :

       Kazovada  ki, “KAT” karargah’ına dikilen bayrağı gerçekleyen deyişi. Milliyet yayınlarından Cahit Öztelli’nin  Pir  Sultan  Abdal’ın  Bütün   Şiirleri  adlı  Kitabı. 1971 basımlı kitabı’nın 19. sayfasından alındı.

 

Gözleyi gözleyi gözüm dört oldu.

Alim ne yatarsın günlerin geldi

 Korular kalmadı Kara yurt oldu

Ali’m ne yatarsın günlerin geldi      (1)

 

Kızıl ırmak gibi bendinden boşan

Hama’dan Mardin’den Sivas’a döşen

Düldül eğerlendi, Zülfikar kuşan

Ali’m ne yatarsın günlerin geldi

Mümin olan bir nihana çekilsin      (2)

Münafık başına taşlar üşürsün

Sancağımız Kazova’ya dikilsin     (3)

Ali’m ne yatarsın günlerin geldi

 

Şah’ın geleceği bir gün duyulur        (Duydular)

Yezit’ ler lanet gömleğin geydiler

İmam’ı  Aliyyül  riza’ya kıydılar

Ali’m ne yatarsın günlerin geldi

 

Pir  Sultan  Abdal’ım   bu  sözüm  haktır

Vallahi  sözümün  hatası   yoktur

Şimdiki  sofu’nun  yezid’i   çoktur

Ali’m ne yatarsın günlerin geldi

Not: 1)   Ayaklanma ve zafer günleri geldi.Her                           şey hazır.

2)  Gizlenmek,kendini belli etmemek

3)   Kat’a bayrak dikmek ve   Anadolu’da  İlk  Türk ve Türkmen  devlet ‘inin  Kuruluşu:      

       Pir Sultanın bu şiirinden şu manayı çıkarabiliriz. Birincisi; Pir Sultan Celal Baba ayaklanmasının   ilk  günlerinde  KAT  mevkiinde  gizli  karargah  kurulup Türkmen bayrağının dikildiği günlerden itibaren ayaklanmada görev almıştır.  İkincisi ;  Celal Baba ayaklanması KAT gizli karargahını terk ederek dağlara çekilmiş ve Celal Baba öldürüldükten sonra, Şah Veli Ayaklanmasına katılmak için Şah Kalender Çelebiyi İkna etmeye ve Hedef olarak   da  ona  KAZOVA’daki   KAT  karargahına  ikinci  defa olarak bayrak dikmeyi telkin   etmek­tedir.  Yani hareketin ikinci kısmına katıldığını var saya­biliriz, aşağıdaki   nefeste   Pir Sultan  iyiden   iyiye  ümitsizliğe düşmüş ve zamanın kısaldığını ve sabrının kalmadığını beyan ederek Kander Çelebi’ye acil beklendiğini bildiriyor.

Hasretilen   beni  uryan eyledin             

Beklerim yolların gel efendim gel

Gönül kuşu kalktı cevlan eyledi

 Beklerim yolların gel efendim gel      (1)

Evvel Ahir sensin,  dönmezem  senden

Mey’ü   muhabbetin  çıkar    candan

Gönül   göç eyledi  kevn-ü   mekandan

Beklerim yolların gel efendim gel             (2)

 Tevarih   çoğaldı   da   hadden   aştı   

 Urum    sofuları   bildiğin   şaştı

 Şimdi   gayret   Şahı   Merdana   düştü

          Beklerim   yolların  gel  efendim  gel (3)

Horasandan kalktı pirim hind’i yararak

Top    top   olmuş   Harici’ler   kırarak

Bendelerin     Şah’ına   yalvararak

 Beklerim   yolların   gel  efendim   gel  (4)

Bozuldu,  yolcular   yollarda   kaldı

Ayin ,  erkan   gitti,  dillerde   kaldı

Bendelerin    zayıf   hallerde    kaldı

Beklerim    yolların   gel   efendim  gel        (5)

Pir sultanım allah allah diyelim

Gelin, nikabını elden koyalım

Takdir böyle imiş biz ne diyelim

Beklerim   yolların   gel   efendim  gel   (6)

       Şimdi de   Pir   Sultan   Abdal   Hacı  Bektaş   Torunu  Şah  Kalender  Çelebiyi ayaklanmaya   katılmaya   ikna   etmiş,   Kalender   Çelebide   otuzbin   kişiyle ayaklanmayı   başlatmış   ve   yönünü   Sivas,  Tokat   ve   Kazova’ya   döndürerek Dağlara   çekilmiş   olan   Türkmenlere   yardıma   geldiğini   Türkmen   halkına  coşkuyla bildiriyor.

        Yürüyüş    eyledi   urum   üstüne

         Ali  nesli   güzel   imam  geliyor

         İnip   temenna   eyledim   destine

         Ali   nesli   güzel   imam   geliyor    (1)

Doluları   adım   adım   dağıdır

Tavlasında    küheylanlar    bağlıdır

Aslını    sorarsan    Şah’ın   oğludur

Ali    nesli   güzel   imam    geliyor     (2)

       Mağripten    çıkar   görünü   görünü        

       Kimse    bilmez    evliyanın    sırrını

       Koca Haydar Şah’ı Cihan torunu

       Ali nesli güzel  imam geliyor          (3)

 

Pir Sultan Abdal’ım görsem şunları

    Yüzüm sürsem boyun eğip yalvarı

    Evel   baştan   on   iki   imam  serveri

    Ali   nesli   güzel   imam    geliyor (4)

       Bu    şiir’inde   de   Pir   Sultan   Abdal   Kalender   Çelebinin   ayaklanmaya  katılmasıyla   Türkmenlerin   zafer   kazanacağına   inanmış ki    hedefi yalnız   Kazovaya   Türkmen    bayrağı   dikmeyi   yeterli   görmüyor.  Bütün Anadolu’yu   işgal   ederek   İstanbul’u da   ele   geçirip   Osmanlı’ya   son   vererek   bir Türkmen   Devleti   kurmayı   ve   Türkmenlerin   inançlarına   ve   törelerine   göre yaşamalarını   hedef   gösteriyor.

Hazreti   Ali’nin    Devri   Yürüye    

Ali   kim   olduğu    bilinmelidir

Alay    alay    gelen   gaziler   ile

İmamların    öcü     alınmalıdır        (1)

           Pir   Sultan’ım    ey   Dede  Dehman  (doğrusu Dihman)       

        Kendini çevir  de  andan   gel   heman                                        

        İstanbul   Şehrinde   ol   sahip-zaman

        Tac’u Devlet ile salınmalıdır            (2)

    Şimdi   de   Pir   Sultanın   Halk   oyu   oluşturmak   ve   Kalender   Çelebiyi   ikna   etmek   için giderken   nerelere   uğradığını  ve   yolculuk   güzergahını   şiir’lerinden takip   edelim.

Arafatta    bekleyen    Halilürrahman

Sultan   sahralı   dertlere   derman

Şeyh  Hasan ile güzel Şeyh Çoban      (Amasya)

Şeyh Ahmet  edeyi   kül   eden   medet         (1)

        Gece gündüz yanar kandiller, mumlar                    

         Pirim  Hasan’ in  aşk camın   sunarlar

         Mest  olan  aşıklar gülbank   çekerler

          Çekilir gülbengi Koyun Babanın                        (Osmancık)     (2)

 

Pir   Sultanım   Haydar ,   yola   bakana

Uyalım   Hakkın   Çırağın   yakana

Hızır   derler   gülbengini   çekene

Çekilir  gülbenği Koyun Babanın             (3)

   

Ankara’dan   Çıktım   sabah   namazı             

Bize   yol   vermiyor   aşmağa   dağlar

Yetiş   Seyit   Battal   Hüseyin   Gazi

Bize   yol   vermiyor   aşmağa   dağlar          (4)

 

  Merhaba   ey   güzel   pirim   merhaba

   Poyraza   dayanmaz   şalınan   aba

   Yetiş    imdadıma   Sultan   kurt   Baba

   Bize   yol   vermiyor   aşmağa   dağlar (5)

Yine   kırçıllandı   dağların   salı

Kış   tutmuş   iniler   Kürenin   beli

Boz   bulanık   akar   ırmağın   seli

Bize   yol   vermiyor   aşmağa   dağlar        (6)

 

  Hayal   hayal   oldu   gözüme   vatan

  Ahmaktır  dünyaya  göz gönül   katan

 Çıblak Ali ile Haydarı Sultan (Keskin  Konur  köyü)

 Bize   yol vermiyor aşmağa  dağlar        (7)

 

Gaibtesin,    kandildesin    sırdasın

Münkire     görünmen,    göze   perdesin

Hasan Dede’m, yöğrük kulu nerdesin?  (kırıkkale)

Bize    yol   vermiyor   aşmağa   dağlar       (8)

       Bu   deyiş   iki   türlü   yorumlanır.  Birincisi ;   Hacı   Bektaş   dergahına   giderken uğradığı    yerler   ve   Türbeler   İkincisi ;  Trakya‘dan   ve   Balkanlardan   Sivas a dönerken   takip   ettiği   yol   güzergahıdır.  Ben   daha   çok   ikinciyi  benimsiyorum.  Sılasına   kavuşmak   için   özlem   var.

Devamı:   

Denek   dağında   yatan   yediler   kırklar

Buna   inanmadı   münkirler   şekler

Çiçek   Ata   ile   Hüri      melekler          (Çiçek  Dağı)

Bize   yol   vermiyor   aşmağa   dağlar        (1)

 

Pir   Sultan   Abdal’ı   içtiğim   dolu

Sevdası   serimden   gitmedi   hali

Damanın    tuttuğum   Bektaşi   veli

Bize   yol   vermiyor   aşmağa   dağlar     (2)

 

Sensin     bizim     zahir     batın     ulumuz         

Aman   medet   mürvet   pir   Hacı   Bektaş

Her   taraftan   sana   çıkar   yolumuz

Ali’sin  bir  adın  var   Hacı   Bektaş       (3)

 

Seni   sevdik ,  Senden   yana   yıkıldık

Münkirlerin    kesretinden   sıkıldık

Her   birimiz    Künc-i   gamda   tıkıldık

Yetiş  bu   imdada   Er   Hacı   Bektaş        (4)

 

Pir   Sultan   Abdal’ım   sana   dayandım

Uyur    idim    himmetinle    uyandım

Hep    istiyenlere    verdin    inandım

Benim    de   muradım   ver   Hacı   Bektaş      

Bu deyişiyle   pir   Sultan   Abdal   Hacı   Bektaş   Türbesinde   Davasında   zafere ulaşması    için    dua   ediyor   ve   dilekte   bulunuyor.   Balım   Sultan’ı   ziyaret   ediyor.

                                                                Çok    şükür   olsun   Hüdanın   demine       

Hacı   Bektaş veli, Sultan    Balım var

Mehdi    evsafı   eyledim   temine   ilacı

Bektaş   veli,   Sultan   Balım    var       (1)

 

Pir   Sultanım    biat    ettik   ol   erden

Muhabebet     kokusu   geliyor   senden

Katarından    ayırma    Şahi   merdan

Hacı    Bektaş   veli,    Sultan   Balım   var    

Burada   dergaha    girip   ikrar   aldığını   ve   Hacı   Bektaş    ocağına    talip   olup   yola girdiğini    ima   ediyor . Ziyaretini    doğrulamak   için   oranın  özelliklerini     ve    yer   adlarını     sayıyor.

                                                     Arzuladım size geldim

Hünkar Hacı Bektaş veli

Eşiğine yüzler sürdüm

Hünkar  Hacı  Bektaş veli      (1)

 

                           Pir  elinden  dolu  içtim

                           Doğdum elinize düştüm

                           Ak cermeti gördüm geçtim

                           Hünkar Hacı Bektaş veli            (2)

Güvercin donunda duran

Cümle eksikler bitiren

Beş Taşı şahit getiren

Hünkar Hacı Bektaş veli          (3)

Kırk  Budak’ta  Şem’a  yanan

Dolusun  içenler   kanar

Aşıkları  sema  döner

Hünkar  Hacı  Bektaş  Veli      (4)

 

                                                       Bahçende  gördüm  gülünü

Erenler   sürsün   demini

İmam   Riza’nın    torunu

Hünkar Hacı Bektaş Veli        (5)

Balım  Sultan  er  köçeği

Keser   kılıncı   bıcağı

cümle  erenler  gerçeği

Hünkar  Hacı  Bektaş  veli       (6)

 

Pir  Sultan’ım  gerçek  veli

                                                         Erenlerden   çekmem   eli

On’iki   imamın   serveri

Hünkar  Hacı  Bektaş  veli         (7)

       Buraya kadar yazdığımız şiirlerinden şu manayı çıkarıyoruz Pir Sultan Abdal, Celal Baba ayaklanmasına katılmış Sazını, silah olarak kullanıp büyük bir kitleyi uyararak kamu oyu oluşturmuş. Anadolu’nun en büyük dergahı Hacı Bektaş’ın o zamanki Şeyhi Kalender Çelebiyi ikna ederek ayaklanmaya katılmasını sağlamıştır. Ne yazık ki ayaklanmalar başarısız olmuş, katılan bütün liderler öldürülmüştür. Aklıyla hareket eden Pir Sultan Abdal bu baskınlardan sağ salim olarak canını kurtara bilmiştir.

       Şöyle ki: Yenilgiyi anlar anlamaz bir yolunu bulup Tekrar Hacı Bektaş’a dönmüş.Orada bir kaç gün kaldıktan sonra oradan ayrılarak Trakya’ya ve Balkanlara geçmiş oralardaki Türbe ve Tekkelerde dolaşarak Anadolu da, olup bitenleri oralarda ki arkadaşlarına sazını kullanarak anlatmıştır. Anadolu da ortalık düzelinceye kadar uzun bir zaman oralarda gizlenmiştir.Daha sonra  Sivas’a   köyüne  dönmüştür.  Fakat yine boş durmamış Bozoklu Celal  Babanın yol  oğlu Hubyar ve diğer  yol oğlu Ali Baba ile musahip olarak Ayaklanma sonun da kaçıp canlarını kurtaran Türkmenleri Talip ve deharayı toplamaya ve tekrar dergaha  bağlamak için örgütlemeye  başlamışlardır.Hubyar  Sultanla  ve  Ali  baba  ile  birlikte   Şah  Veli  ve  Zünnünoğlu   Halil  Ayaklanmalarını  örgütleyip  desteklemişlerdir. Pir  Sultan  Abdal   Yavuz  Sultan  Selim ve  Kanunu  Sultan  Süleyman  devirlerini  ve  zulümlerini yaşayıp  görmüştür. Bu  iki  padişah  devrinde,  Pir  Sultan Abdalın sözü ve sazı dinlenir olmuştur. 73  yaşında 1560 yılarında Sivas’ta asılarak  öldürüldüğü Doğrulanmıştır.   Bazı  kaynaklara  göre de  Osmanlı  Padişahı  birinci  Ahmet  devrini de  görmüş  ve onun  fermanıyla  1615 / 1617 yıllarında  asılarak  öldürülmüştür. Bu  tarih biraz şüphelidir. Bu  tarihte  Bölge  Türkmenleri  için  birinci  Ahmet’in  fermanı  vardır  ama  Kast edilen  Pir  Sultan ve  Hubyar  Abdal  değil, Onların  öğreti ve  faaliyetlerini  devam  ettiren ve  o  zaman  dergah’ın  başında  bulunan  Torunları ve  Türkmen toplumu’nun  faaliyetleri  için  bu  ferman buyrulmuştur  diye  düşünüyorum. Ama  bu  kaynağın  görüşünü de buraya  aktarıyorum. Kalenderi  ve  Haydari  Türkmenler  bu  bölgede  derlenip  toparlanmaya  ve  örgütlenmeye  başlarlar. (Kaynak  Cahit  Öztelli’nin  Pir  Sultan’ın  Bütün  şiirleri   adlı  Kıtabı)    Bu faaliyetler devletin dikkatini çekmiş ve Osmanlıya sıkı sıkıya bağlı ve saygınlığı olan  Nakşibendi Şeyhi, Şeyh Aziz Mahmut Hüdayi Efendi’nin Padişah Birinci Sultan Ahmet’e Anadolu ve Rumeli Bedretinlileri üzerine bir mektup  yazarak dikkatini çekmiş. Oda Anadolu ve Rumeli sancaklarına  aşağıdaki Fermanı göndermiş ve sancak beylerine bu Fermanın  uygulanmasını  istemiştir,  o  sırada  Sivas’ta  vali  olan  Hızır  paşa bu ferman gereğince Pir Sultan Abdalı, Hubyar  Sultan’ı   ve  Ali  Baba’yı  sorgulamış   suçunun ağır olduğunu ve kendisinin dik kafalı olduğunu görünce de Pir Sultan Abdalı Astırmıştır.  Hubyarı  ve  Ali  Babayı  da  sorgulanması için    İstanbul’a göndermiştir.  Hubyarın  fırına  girme  efsanesi  o  zaman   doğmuştur. Fermanın   Tarihi 1613  dür.  Uygulama   bir  kaç  ay  sonra   olmuştur. Koca  Haydar  bu badireyi   atlatamamış yenilmiştir.  Bu  ferman’a   muhatap   oldularsa   Hubyar   Sultan’ın   oğlu  Mustafa,  Ali  Baba’nın   oğlu   sersem   Ali   Baba   (küçük  Ali  baba)   ve  Pir   Sultan  abdal’ın   oğlu   Üryan   Hızır   muhatap   olmuşlardır. Çünkü   1613  tarihlerinde   onlar  hayatta  idiler. 

       Hubyar   Sultan,  Ali   Baba  ve   Pir   sultan   Abdal     bu    tarihlerde   Hayatta   değillerdir. Aşağıda   ki   fermanın   bu   bölgede   uygulandığını     Hubyar   Sultan   hakkında   en  çok   deyiş   ve   şiir   yazan    “ Ozan  Karaoğlan” mahlaslı  ve  asıl  adı  Hüseyin   olan   1690   yılında   Sivas-Zara  ilçesi   Ilıca   köyü   Kargılı   Mezrasında   doğmuş, küçük   yaşta   saz   çalmasını   öğrenmiş   ilerleterek   hatırı   sayılır   bir   ozan   olmuştur.  Kargılı   mezrasında   Türkmen   aşiret   ağası  ve  Derebeyi   şeklinde  bir   yaşam   süren   “Kargılı   Murat”  adlı   bir   kişi   onu   yanına   “Ozan  ve  Aşık   olarak”  almış  ve   onun   yanında   yüzlerce   şiir   ve  deyişler   söylemiş   fakat   çevrede   hiç   ismi   duyulmamıştır. Bu   ozan   en  çokta   Hubyar   hakkında  şiir   ve   deyişler   söylemiştir. Köyünün   halkı   ve   kendisi   o   zamanlar    “Alevi   inançlı  “ iken   daha   sonra  devlet   baskısı   ile   Sünnileşmişlerdir. Buda    şöyle   anlatılmaktadır.  “Kargılı  derebeyi   Murat”  Çevre   halkından   Haraç   almaya   başlamış  ve   kervan     soymuş  bu   çevrede   incittiği   ahali   yöneticilere   şikayette   bulunmuşlar.  Padışah    Ahmet’te  ferman   buyurarak   üzerine   asker   göndermiş. Kargılı   Muradın   “Kargılı   köyü”   dağıtılmış   ve   köyün    halkı   başka   köylere   sığınmışlar.  Ozan  Kara   oğlan’da   Akören   köyüne   sığınmış   ve   oraya   yerleşmiştir. O  köyde   asimile  olmuştur. Sünnileşen   aile  dedelerinin   şiir  ve   deyişlerini   saklı   ve  gizli   tutmuşlardır. Karaoğlanın   yazılı   cönkleri  1930  yılında  Zara’nın  Eymir   köyünde   bulunan  Molla  Hasan   tarafından  günümüz   Türkçesine   çevrilerek  yine   halk   ozanı  olan   Zara   İlice   köyünde   bulunan   Kara   İsmail’a    verilmiştir.  Kara   İsmail’den de   ozanın   torunlarından   olan   Zara   Akören   köylü   ve   geçmişine   bağlı   araştırmacı   yazar   Yusuf   almıştır.     300   cıvarında   deyiş   ondadır.  Görülüyorki   bölge   Osmanlı   döneminde   her  zaman   baskı   altıda  tutulmuş   ve   Kalenderi   ve   haydari   inançlı    “hubyarlı   Türkmenler”   için   sorgulama   fermanları   çıkarılmıştır. “Ozan  Kara oğlanın”  Deyişlerinden   bir   kaçını   sayın   Ali   Kenan oğlunun   kitabından   alarak    aktarıyorum:

Viran   kaldı   meskenimiz   yurdumuz

Kalktı   göç   eyledi   beyler   buradan

Bitmez    mola   efkarımız   derdimiz

 Katlı   göç   eyledi   beyler   buradan

Sultan   Ahmet   fermanları   salıyor

Kanlı   dertler   yüreğimi    dağlıyor

Kargılım   yastadır   güller   soluyor

Kalktı    göç  eyledi    beyler   buradan

                Osmanlıda   geldi    geceden   bastı

                Zalim   düşmanların    neydi   kastı

                Düşenin   ezelden   yoğumuş   dostu

                Kalktı   göç   eyledi   beyler   buradan

Yüklendi   barbanam   gayri   durulmaz

Kanlı   dertler   yüreğimde   sarılmaz

Yaralar   ağzındır   çare  bulunmaz

Kaktı   göç   eyledi   beyler   buradan

                Sarı   çiçek   yine   sarardı   soldu

                Zalim   felek   bizi    taşlara   çaldı

                Meskenim    yurdumda    ellere  kaldı

                 Katlı   göç   eyledi   beyler   buradan

Karaoğlan    süremedim   demi   devranı

Üstümüzde   döner   ecel    fermanı

Yine    geldi    ağlamanın   zamanı

Kaktı   göç    eyledi   beyler   buradan

HUBYAR SULTAN HİMMET  EYLE    DERDİME:

Ellerim   duada    gönlüm   niyazda

Hubyar    Sultan   himmet   eyle   derdime

Yüreği    yaralı   sinem   alazda

Hubyar    Sultan    himmet   eyle   derdime

Erenler   eğnine   yeşil   bağlanır

Aşkın   narı   yüreğimde   dağlanır

Çifte    kurbanları   gelir   tığlanır

Hubyar    Sultan   himmet   eyle   derdime

Doksan   bin   evliya   bir   ulu   sancak

Şahlanıp   gaziler   Ruma   gelincek

İmdada    yetişir   Sultan   Yalıncak

Hubyar    Sultan    himmet   eyle  derdime

 

Sabah   olur   cümle   canlar   uyanır

   deyince   varır   arşa   dayanır

Erenler    seherde   nura   boyanır

Hubyar   Sultan   himmet   eyle   derdime

Hacı   Bektaş    vermiş   ulu   fermanı

Yaralı   gönlüme    eyle  dermanı

Münkir   olan   bozar   ahdü   peymanı

Hubyar    Sultan   himmet   eyle   derdime

Koçhisar   kurbinde   halife   pirler

Muhammed   soyundan   gaziler   erler

Karaoğlan    gerçeği   yürekten   söyler

Hubyar    Sultan   himmet   eyle   derdime

 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:
TEBDER KURULUMUDUR